HABERLER

Ahmed Hassan: ‘Beşiktaş’ı takip etmezsem doktorlar bana ‘Beşiktaş yetmezliği’ diye tanı koyar’

Beşiktaş Dergisi, Beşiktaşımızın unutulmaz futbolcularından Ahmed Hassan’ı Mısır’da buldu.

Beşiktaş’tan halen “ikinci ailem” diye söz eden, giydiği tüm formaları saklayan ve kulübümüzle ilgili gelişmeleri günbegün takip eden eski futbolcumuz, en çok “arkadaşlarım” dediği taraftarları özlediğini belirtiyor. Stadımızda taraftarların arasında maç izlemenin hayalini kuran Ahmed Hassan, “Beni ancak aralarına alacaklarsa, bir davete bakar, koşa koşa gelirim” diyor.

İşte o röportajdan bazı bölümleri yayınlıyoruz:

“Beşiktaş’la sözleşmem sona eriyordu ve yaş gereği son bir heyecan yaşamak istedim. Fulham, Glasgow Rangers ve Anderlecht beni istedi ve sonuncusu daha ciddi ilgilendiği için onlara gittim. Beşiktaş ailem, bunu anlayışla karşıladı. Birkaç sezon onlar için her şeyimi verdim. Sadece bir sezon Avrupa’ya gidip, maddi olarak ailemin geleceğini sağlama almak istedim. Yoksa hayatımda ikinci defa, ikinci ailemden kopmak çok kolay değildi.”

“Beşiktaş’ın stadında oynamak çok büyük bir onurdur. Oranın havası ayrı bir şey. Bir daha geldiğimde boş bir şişe ile gelip, bir tutam hava dolduracağım içine, arada bir insanın canı çekiyor. Taraftarların tezahüratları ve destekleri öylesine inanılmaz ki, maçın kendisi tuzu biberidir, asıl olay tribün.”

“Bir-iki kere Türkiye’yi tekrar ziyaret ettim ve dışarıdan stadı gördüm. Sanki daha büyük. Ama maç günü değildi, o yüzden taraftarsız gitmemin anlamı yoktu benim için. Beni ancak aralarına alacaklarsa, bir davete bakar, koşa koşa gelirim.”

“Beşiktaş’ı takip etmezsem doktorlar bana herhalde ‘Beşiktaş yetmezliği’ diye tanı koyardı. Maçlardan kısa süre sonra goller YouTube’a iniyor, onları asla kaçırmam. Tabii telefonumda uygulamaların hepsinde Beşiktaş işaretli.”

“Bir değil, birçok Beşiktaş formamı saklıyorum. Maç sonu takas etmezdim formamı. Beşiktaş formasından daha değerlisi mi var? Evimde ise, kupayı kazandığımız maçın forması asılıdır. Tüm takım imzalamıştı...”

“Tezahürattan daha çok, tezahürat sırasında yerin titremesini hatırlıyorum. Yer yarılıp düşmekten korkuyordum! Ama en sevdiğim karşılıklı Siyah-Beyaz çekilirkendi. Bana göre bağırdıkları sadece renkler değildi. Bir taraf sanki kötü günleri temsilen “Siyah” diyordu, ama karşı taraf “Beyaz” diyerek aydınlık günler yakındadır diyordu. En azından ben öyle anlıyordum.”

“Türkiye’den en çok sevgiyi, misafirperverliği ve arkadaşlarımı özlüyorum... Yani taraftarları özlüyorum. Sevgileri, destekleri ve yanımda durdukları için ebediyen minnettar olacağım onlara. İmkanım olsa her Beşiktaşlı’nın elini sıkıp ayrı ayrı teşekkür etmek isterdim. Bir dahaki gelişimde umarım Vodafone Park’ta kol kanat açarlar bana.”

Röportajın tamamını ve Beşiktaş Dergisi eylül sayısındaki diğer konuları okumak, posterleri ve mobil duvar kağıtlarını indirmek için TIKLAYIN