Divan Kurulumuzun 2026 Yılı 2. Olağan Toplantısı, Süleyman Seba Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Toplantıya; Başkanımız Serdal Adalı, Yönetim Kurulu Üyelerimiz, Divan Kurulu Başkanımız Ahmet Ürkmezgil, Divan Başkanlık Kurulu Üyelerimiz, Denetim Kurulu Başkanımız Gökhan Tiryaki, Denetim Kurulu Üyelerimiz ile Divan Kurulu Üyelerimiz katıldılar.
Toplantının açılışının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.
Divan Kurulu Başkanımız Ahmet Ürkmezgil, toplantıda yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Sizleri, camiamızın kalbi olan bu Divan Kurulu Toplantısı'nda saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Bugün burada, Beşiktaş'ın geleceğini birlikte konuşmak, birlikte şekillendirmek için bir aradayız.
Öncelikle üzerinde durmam gereken bir konu var. Toplantımızın hazirun cetvelinde kayıtlı üye sayımız 4441'dir. Ancak salona baktığımda görüyorum ki bugünkü katılımımız, camiamızın büyüklüğüyle, gücüyle ve heyecanıyla örtüşmüyor. Beşiktaş'ın kaderini ilgilendiren konuların konuşulduğu bu salon, çok daha kalabalık olmayı hak ediyor. Bu vesileyle, tüm Divan üyelerimizi bu istişarenin içine davet ediyorum. Çünkü Beşiktaş'ın geleceği hepimizin ortak meselesidir; bu meselenin konuşulduğu yerde sayımız bu kadar az olmamalı. Katılımımızı artırmalıyız.
Bu çatı altında farklı görüşlerimiz olabilir, farklı beklentilerimiz de olabilir. Ama unutmayalım ki bizi bir arada tutan tek şey var, o da Beşiktaş sevgisi! Birlik ve beraberliğimiz, Beşiktaş'ın en büyük sermayesidir. Bu toplantıyı Beşiktaş’ımızın menfaatlerini gözeterek, saygı çerçevesinde yürüteceğimize inanıyorum.
Bu noktada, bizler için önemli olduğunu düşündüğüm üç kavram üzerinde durmak istiyorum:
Uzun vade Beşiktaş hiçbirimizin değildir; babalarımızdan aldığımız ve çocuklarımıza devredeceğimiz bir emanettir. Arsalarımız, tesislerimiz, markamız — bunlar bir yönetim döneminin bütçe kalemi değil, gelecek kuşakların varlığıdır. Bir emanetçinin ilk sorumluluğu, emaneti aldığından daha güçlü teslim etmektir.
Sürdürülebilirlik Bir kulüp, tıpkı bir aile gibi, ancak kazandığı kadar harcadığında ayakta kalır. Tek seferlik gelirlerle bir günü kurtarmak mümkündür; ama bir geleceği kurtarmak, ancak düzenli üreten, kalıcı gelirlerle mümkündür. Bizim endişemiz bugünün rakamları kadar, yarının kaynaklarının bugünden tüketilmesi ihtimalidir. Yarının gelirini bugün harcayan, yarına borcunu da bırakmış olur.
Kurumsallaşma Beşiktaş'ı büyük yapan kişiler değil, kişilerden bağımsız yaşayan değerleridir. Hangi yönetim gelirse gelsin; mali disiplin, şeffaflık ve hesap verebilirlik değişmeyen, yazılı, bağlayıcı kurallar hâline gelmelidir. Biz kimseyi işaret etmiyoruz; kişileri değil, sistemi konuşuyoruz.
Beşiktaş, en zor günlerinde dahi değerlerinden taviz vermeden ayağa kalkmış bir camiadır. Aynı basireti bugün de göstereceğimize olan inancımız tamdır.
Herkes gibi bizler de çok iyi transferlerle zirve mücadelesinden kopmayan bir takım yaratılmasını istiyoruz. Ancak mali istikrar her şeyin önünde gelmelidir. Kulübümüzün son yıllardaki en büyük sorunu, pek çok kulüpte olduğu gibi, mali yapısını sürdürülebilir hâle getirememiş olmasıdır.
Bu düşünceyle, yönetim kurulumuza da buradan birkaç hatırlatma yapmak istiyorum. Beklentimiz nettir: Mali disiplinin kalıcı olarak oturtulması ve kulübümüzün istikrarlı, öngörülebilir bir finansal yapıya kavuşturulmasıdır. Bütçe hedeflerine bağlılık, harcama kalemlerinde şeffaflık ve gelir-gider dengesinin her dönem gözetilmesi, bundan sonraki sürecin temel önceliği olmalıdır. Bu, tek bir yönetimin değil, kulübün tamamının benimsemesi gereken bir anlayış olmalıdır.
Beşiktaş’ı yalnızca futbol A Takım’ının başarılarıyla değil, diğer amatör branşlarımızın ortaya koydukları onurlu mücadeleyle de değerlendirmek gerekir.
Beşiktaş Basketbol Takımımız unutulmaz bir sezon geçirdi. Basketbol Süper Ligi'nde finale kadar yükseldi, Türkiye ikincisi oldu. Avrupa'da ise EuroCup finaline çıkarak önemli bir başarıya imza attı ve bir sonraki sezon için Euro League'e yükselme hakkı kazandı. Önümüzdeki sezon EuroLeague’de de Beşiktaş’a yakışan bir mücadele ortaya koyacağına yürekten inanıyorum.
Beşiktaş Erkek Hentbol Takımımız da, 2025-2026 sezonunu 3 kupa ile tamamlayarak tarihi bir başarıya imza attı. Takımımız; Erkekler Süper Lig şampiyonu, Federasyon Kupası şampiyonu ve Yıldız Erkekler Türkiye şampiyonu oldu. Hentbol tarihimizin en parlak sezonlarından birini yaşadık.
Bir başka gurur kaynağımız ise Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımımız oldu. EuroCup 3’te şampiyonluğa ulaşan takımımız, Türkiye Süper Ligi’nde de finale kadar yükselerek son ana kadar mücadelesini sürdürdü.
Bütün branşlarda bizlere bu sevinci yaşatan başta sporcularımız olmak üzere, yöneticilerimiz ile teknik ekiplerimize ortaya koydukları azim ve mücadeleci duruş için bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.
Avrupa’da engelli sporuna büyük önem veriliyor. Bu alanda faaliyet gösteren kulüpler ve merkezler yalnızca sportif başarılarıyla değil, toplumsal kapsayıcılığa sundukları katkı için de devletler ile yerel yönetimler tarafından destekleniyor. Çünkü bu yapılar, fırsat eşitliğinin ve sosyal dayanışmanın en güçlü örneklerinden biri olarak görülüyor.
1997 yılında Merhum Sayın Erdem Göksel’in öncülüğünde, Onursal Başkanımız Merhum Süleyman Seba’nın, Merhum Beşiktaş Belediye Başkanı Ayfer Atay’ın ve dönemin yöneticilerinin büyük katkılarıyla hayata geçirilen BJK Engelliler Şubesi’nin bugün Fulya'da bulunan merkezi, yalnızca bir bina değil, engelli bireylerin spor aracılığıyla yaşamın içinde güçlendiği, sosyalleştiği ve Beşiktaş ailesinin ayrılmaz bir parçası olduğu özel bir yaşam alanıdır. Beşiktaş'ın vefasının, sosyal sorumluluğunun ve engelli bireylere verdiği değerin en önemli simgelerinden biridir. Bu emaneti korumak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Seçim dönemimizde de, önceki Genel Kurul toplantılarımızda da sizlerle sık sık paylaştığım ve benim için ayrı bir anlam taşıyan bir hayâlim vardı:
Onursal Başkanımız Süleyman Seba’nın kulübümüzü yönettiği Akaretler C Blok’taki binanın iki katını, Süleyman Seba Müzesi ve Divan Lokalimiz olarak Beşiktaş camiasına kazandırmak ve burayı birlik ve beraberliğimizi güçlendiren ortak bir buluşma alanına dönüştürmek.
Yoğun bir çalışma sürecinin ve zaman zaman karşılaştığımız çeşitli zorlukların ardından, söz verdiğimiz bu iki projede artık son aşamaya gelmiş bulunuyoruz. 23 Temmuz’da, kendi sahamızda oynayacağımız UEFA Avrupa Ligi karşılaşmasının olduğu gün Divan Lokalimizin açılışını gerçekleştirerek sizlerin hizmetine sunacağız. Süleyman Seba Müzemizde ise son hazırlıklarımız devam ediyor. Onu da çok yakın bir tarihte camiamızla buluşturacağız.
Bu iki proje yalnızca yeni mekânlar kazandırmak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda tarihimize sahip çıkmanın, hafızamızı yaşatmanın ve camiamızın bir araya geleceği kalıcı bir yuva oluşturmanın da önemli bir adımıdır.
Burada sizlerin huzurunda bir kez daha Yönetim Kurulumuza ve Sayın Başkan Serdal Adalı’ya bu binanın tahsisi konusun da verdikleri destek için teşekkür etmek istiyorum.
Sözlerimi tamamlarken bir kez daha vurgulamak istiyorum: Beşiktaş bize emanettir. Bu emaneti, sahada kazanılan kupalar kadar mali disiplinle güçlenen kurumsal yapısıyla da geleceğe taşımak zorundayız. Yönetim Kurulumuzdan beklentimiz bu anlayış doğrultusunda kararlılıkla hareket etmesidir. Bizlere düşen ise birlik ve beraberliğimizi koruyarak Beşiktaş’ın yanında durmak ve bu büyük emaneti gelecek nesillere daha güçlü şekilde devretmektir.
Bu duygu ve düşüncelerle, Divan Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.”
Ürkmezgil’in ardından Denetim Kurulu Üyemiz Özgür Şentürk, Kulübümüzün mali durumu hakkında Divan Kurulu Üyelerimizi bilgilendirdi.
Başkanımız Serdal Adalı, Divan Kurulu Üyelerimize hitaben şunları söyledi:
Bugün karşınızda, görevde 1,5 yılını doldurmuş bir yönetim kurulu olarak bulunuyoruz. Göreve geldiğimiz günlerde camiamıza 1,5 yıl gibi bir hazırlık devresi geçireceğimizi söylemiştik.
Bugün, görevi devraldığımız noktanın çok daha ötesinde, sportif başarı için mücadele edecek Beşiktaş'ın temellerini atmış durumdayız. 2026-2027 futbol sezonuna yepyeni bir futbol yapılanmasıyla başladık. Beşiktaşlıların gönlünde özel bir yeri olan Önder Özen hocamızı futbol direktörlüğü görevine getirdik. Futbol takımımızın teknik direktörlüğü görevine ise İtalyan futbolunun yükselişteki teknik adamı Vincenzo Italiano'yu getirdik. Bu iki kıymetli futbol adamının Beşiktaş'ta birlikte önemli işler yapacağına inanıyorum. Bizler de yönetim kurulu olarak, takımımıza güç katacak, hocamızın istediği takviyeleri yapmak için çalışmalarımızı hiç durmadan sürdürüyoruz. Kadro yapılanmasını tamamladığımızda hepimizin özlediği, sahada görmek istediği Beşiktaş'ı izleteceğimizden hiç şüphem yok. Futbol direktörümüz Önder Özen ve teknik direktörümüz Vincenzo Italiano ile yakaladığımız bu pozitif havayı transferlerimizle sürdüreceğiz. Sezon boyunca yarışan, kazanan bir Beşiktaş inşa edeceğiz. Bundan hiçbir Beşiktaşlının şüphesi olmasın.
Diliyorum ki önümüzdeki sezonda futbol takımımızdan büyük mutluluk duyacaksınız. Tıpkı futbol takımımızda olduğu gibi basketbolda da sizlere verecek güzel haberlerimiz var. Geçtiğimiz sezon hem ligde hem Eurocup'ta final oynama başarısı gösteren, son ana kadar şampiyonluk mücadelesini sürdüren erkek basketbol takımımız, yıllar sonra ülkemizi Avrupa'nın en üst seviye basketbol organizasyonu EuroLeague’de temsil etmeye hak kazandı. Beşiktaş bugün EuroLeague’e yeniden katılıyorsa, bunda takım organizasyonumuzun payı büyüktür. Basketbolda yaşadığımız kötü sezonlardan sonra her geçen gün daha da güçlenen bir organizasyon kurduk. Sahada inanılmaz bir mücadele ortaya koyduk. Büyük camiamızla, büyük taraftarımızla, basketbol kültürümüzle Avrupa basketbolunun önemli bir kulübü haline geldik. EuroLeague yönetimiyle yaptığımız görüşmelerde ortaya koyduğumuz strateji sonucunda Beşiktaş'ı layık olduğu yere taşımayı başardık. Şimdi EuroLeague’de yer alacak bir Beşiktaş için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Transfer çalışmalarımıza çoktan başladık. Sezon biteli henüz 15 gün olmasına rağmen iç ve dış transferde önemli imzalar attık. En kısa sürede takımımızı tamamlayıp EuroLeague sezonunun çalışmalarına tam kadro başlayacağız. Ayrıca, EuroLeague bütçesi oluşturma adına sponsor çalışmalarımıza da devam ediyoruz. Sponsorluk süreci tamamlandıktan sonra ortaya koyacağımız bütçe ve vizyonla ligde ve EuroLeague’de en iyi şekilde mücadele edeceğiz.
Sponsor konusuna girmişken, sizlere görev süremiz içindeki çok önemli bir konudan da bahsetmek isterim. 1,5 yıldır görevde olan bir yönetim kurulu olarak, Beşiktaşımıza çok önemli sponsorluklar kazandırdık. Bu sürede yaklaşık 80 milyon Euro'luk önemli bir sponsorluk gelirini Beşiktaşımızın kasasına koyduk. Devam ettirdiğimiz sponsorluklara ek olarak, bu sezondan itibaren de Nike ve TERA ile yeni sponsorluk anlaşmaları imzaladık. Sektörünün öncüsü olan iki büyük markayı da Beşiktaşımızın sponsorluk ağının içerisine kattık. Kulübümüze sponsorluk sağlamak konusundaki bu çalışmalarımıza da durmaksızın devam edeceğiz.
Göreve geldiğimiz günden bu yana, bana göre dikkat çekilmesi gereken noktalardan biri de oyuncu satış gelirlerimiz. 1,5 sene içinde 80 milyon Euro'luk oyuncu satışı gerçekleştirdik. Yıllarca tek bir oyuncu satamayan, kasasına bir kuruş bonservis geliri koyamayan Beşiktaş'ı 1,5 yılda 80 milyon Euro bonservis geliri kazanan bir kulüp haline getirdik. Evet, bu satışların hepsi kulübümüze gelir olarak gelmeyecek. Biz de bu oyuncuların bonservis bedellerini karşı kulüplere ödeyeceğiz. Bu yüzden oyuncu alış ve satış hareketlerimiz devam edecek.
Yaptığımız bu sponsorluk anlaşmaları, oyuncu satışları, gayrimenkul projeleri, futbol takımımızda yaptığımız bütçe düzenlemesi sayesinde Beşiktaş'ta yıllardır görülemeyen bir mali başarıya imza attık. Beşiktaş'ın mali yükümlülüklerini eksiksiz bir biçimde yerine getirerek, UEFA ile imzaladığımız uyum anlaşması sürecini tamamladık. UEFA tarafından kulübümüze bizden önce konulan bütün finansal kısıtlamaları kaldırdık. UEFA'nın kulübümüze ilişkin bu kararı, bizlere şunu gösteriyor. UEFA, kulübümüzün finansal çalışmalarını olumlu karşıladı ve Beşiktaş, yıllar sonra ilk kez finansal bağımsızlığını kazandı.
Ancak gelin görün ki, finansal fair-play anlaşmalarına uymayıp UEFA'nın koymuş olduğu finansal kuralları ihlal edip Beşiktaş'a UEFA'dan ceza aldıranlar kahraman ilan edilirken bizim için sağda solda "Beşiktaş'ın borcunu artıran yönetim" deniliyor. Bu algıları yapan arkadaşları tebrik ediyorum. Baksanıza, koskoca UEFA bile bu işten sizin kadar anlamıyor! Ne hikmetse, o çok övülen yönetim kurulları için vermediği kararı bizim çalışmalarımız sonrasında veriyor Beşiktaş'ın finansal kısıtlamalarını bizim dönemimizde kaldırıyor. Biz Beşiktaş'ın UEFA nezdindeki kısıtlamalarını kaldırırken, sadece sportif borçları, banka faizlerini ödemekle kalmadık. Bizden öncekilerin yaptığı usulsüz işlerin cezalarını da ödeyerek bunu başardık. Göreve geldiğimiz ilk anda dahi söylediğimiz gibi, Beşiktaş mali bağımsızlığını kazanacak, kendi ayaklarının üzerinde duran bir organizasyona kavuşacak. Varsın bize "borç yapan yönetim" algısı yapsınlar, tarih bizleri, bugün UEFA anlaşmasında olduğu gibi Beşiktaş'ın finansal bağımsızlığını sağladı diye yazacak.
Divan Kurulu toplantımızdan üç gün önce Denetim Kurulumuzun dönem raporu camiamızla paylaşıldı. Öncelikle şunu söyleyeyim: Beşiktaş tarihinin belki hiçbir döneminde bizim kadar şeffaf olunmadı, kimse Beşiktaş'ın kurullarıyla bizim kadar iş birliği içinde olmadı. Buna rağmen, Denetim Kurulu raporunda yazan bazı ifadeleri şaşkınlıkla okudum. Özellikle, Dikilitaş gayrimenkul projemizden gelen gelirin yöneticilerin alacakları için kullanılması konusuna bir cevap vermek isterim. Biz, Bankalar Konsorsiyumu'na 50 milyon Euro tutarında yüklü bir ödeme yaptık. Kalan borcumuzu da tamamen Beşiktaş menfaatlerine uygun olacak şekilde 5 yıllık bir vade ile yapılandırdık. Ancak Dikilitaş gelirini, yaptığımız bu ödemeden 2 ay sonra kasamıza koyabildik. Biz Bankalar Konsorsiyumu'na ödeme yapmak için Dikilitaş'tan gelecek olan gelirin bu ilk kısmını beklemiş olsaydık ödemeyi 2 ay geç yapacak ve 2 aylık bir faiz yükünü de ödemek zorunda kalacaktık. Biz, TÜPRAŞ, BEKO ve Nike sponsorluklarından gelen gelirin tamamını Bankalar Konsorsiyumu'na öderken, ayrıca kulübün vadesi gelen borçları, personel ödemeleri gibi günlük işleyişini devam ettirecek olan yükümlülüklerini de yerine getirmek durumundaydık. İşte yönetim kurulunun sağladığı finansman burada devreye girdi ve Bankalar Konsorsiyumu borcumuzu kontrol altına alırken aynı zamanda kulüp işleyişini de aksatmadan sürdürmeyi başardık. Yönetim kurulumuzun oluşturduğu bu kaynak sayesinde, Bankalar Konsorsiyumu'na olan ödeme planımızı eksiksiz, firesiz bir şekilde hayata geçirmeyi başardık. Bu sayede Beşiktaş'ı 2 aylık, yaklaşık 3-4 milyon Euro'luk bir faiz borcundan kurtarmış, banka borçlarımızı da Beşiktaş'ın lehine olacak koşullarda kontrol altına almış olduk. Dikilitaş geliri gelince de gerektiği zamanda bize bu kasa kolaylığını sağlayan yöneticilerimize ödeme yaptık. Denetim Kurulu'nda yöneticilere ödenen borç şeklinde aktarılan konunun aslı astarı bu şekildedir. Ayrıca bu alacakları niye benim ve yönetim kurulu üyelerinin hesabına gönderdik, onu da denetim kurulu başkanımız anlatsın. Ancak ne yazık ki borç ödeyen, Beşiktaş'a kasa kolaylığı sağlayan bir yönetim kurulunun farklı bir anlatımla itham edildiğine şahit olduk. Bu noktada, Beşiktaş camiasını rakamlarla bilgilendirmenin en doğru yol olduğuna inanıyorum. Denetleme Kurulu raporunda bizim Emlak Konut'tan 1 milyar 280 milyon TL aldığımız belirtiliyor. Biz ise Nisan ayında TÜPRAŞ, BEKO ve Nike'tan gelen sponsorluk gelirlerini Bankalar Konsorsiyumu'na yatırdık. Bankalar Konsorsiyumu'na, nisan ayında 2 milyar 400 milyon TL'lik bir ödeme gerçekleştirdik. Tekrar ediyorum, Dikilitaş Projesi için Emlak Konut'tan 1 milyar 280 milyon TL'lik bir ödeme aldık. Bankalar Konsorsiyumu'na ise 2 milyar 400 milyon TL borç ödedik. Yani Dikilitaş projesinden elimize geçen paranın üzerine yaklaşık 1 milyar 100 milyon TL daha koyarak tarihin en büyük borç kapatma işlemini yaptık. Emlak Konut'tan gelen paranın üzerine 1 milyar 100 milyon TL daha koyduğumuz halde, Emlak Konut'tan gelen paranın neredeyse 2 katı tutarında bir borç ödediğimiz halde bu paradan yöneticilerin alacakları ödendi gibi bir yargıya varmak art niyettir. Ben Bankalar Konsorsiyumu borcu konusunda hızlı davranmak, 2 ay daha beklemeden Beşiktaş'ı bir an evvel faiz yükünden kurtarmak için Dikilitaş'tan gelecek parayı beklemek yerine kulübün sponsorluk gelirlerini kullandım. Dikilitaş'tan ön ödeme geldiği anda da gelen parayı kulübün işleyişi için kullandım ve yine Beşiktaş'ın gündelik borçlarını ödedim. Bu hesabı, kusura bakmayın ama toplama işlemini yeni öğrenen, sayıları parmaklarıyla sayan 5-6 yaşındaki çocuklar bile anlar. Ne hikmetse bir tek Denetim Kurulu anlamamış. Ben anlamıyorum, Emlak Konut'tan gelen banknotlarla bankalara yatırılan paraların seri numaraları aynı mı olmalıydı? Ya da biz illa Dikilitaş'tan gelecek geliri bekleyip, 2 ay daha faiz ödeyip 1 milyar TL daha az mı borç kapatmalıydık? Hayret ediyorum. Bugüne kadar hiçbir yönetim ne sponsorluk gelirlerinden ne de oyuncu satışlarından 1 kuruş götürüp de Bankalara ödeme yapmamış. Biz sermaye artırımı yapmışız, sponsorluk anlaşmaları yapmışız, oyuncu satışı yapmışız, ne topladıysak da götürüp bankalara ödeme yapmışız. Bir de üzerine itham ediliyoruz, sorguya çekiliyoruz, itibar suikastına uğruyoruz. Bundan sonra gelen paranın üzerine şu sponsordan geldi, şu projeden geldi, şu oyuncu satışından geldi diye kalem kalem yazalım, Borçların vadesi geldiğinde de daha şuradan paramız gelmedi deyip bekleyelim o zaman. Böyle bir şeyin imkanı var mı, aklınız mantığınız alıyor mu?
Beşiktaş camiasının burada bilmesi gereken en önemli nokta şu: Biz, Dikilitaş projesinin gelirleri borçların ödenmesinde kullanılacak demiş miyiz? Demişiz. Dikilitaş Projesinden dolayı Emlak Konut'tan 1 milyar 280 milyon TL'lik bir ödeme almış mıyız? Almışız. Bankalara bu tutarı ödemiş miyiz? Evet! Hem de Emlak Konut'tan gelen paranın iki katını ödemişiz, iki katını. Biz Dikilitaş gelirinin 2 katı kadar borç ödeyeceğiz, siz hala yöneticiler şahsi alacaklarını aldı diyeceksiniz. Kusura bakmayın, yok öyle hikaye! Siz bugün buraya böyle bir ithamla gelemezsiniz, buna hakkınız yok. Yeri gelmişken çok önemli bir konuya daha değinmem gerekiyor. Yönetim kurulu olarak görevi devraldığımızda 128 milyon dolar olan banka borçlarımız, şu an itibarıyla 53 milyon dolar seviyesine düşmüş durumda.
Yapılan bütün algılara rağmen kulübümüzün belini büken banka borçlarıyla ilgili de çok önemli bir yol aldık, bunu da herkes böyle bilsin! Konu aslında az önce anlattığım şekilde gelişmişken ve bununla ilgili olarak, Denetim Kurulu bizden istediği bilgiyi anında alabilecekken Denetim Kurulu raporunda kullanılan bu anlatım dilini son derece yanlış ve yakışıksız buluyorum. Beyler, bu sizin görevdeki üçüncü döneminiz. Bizden önce de burada farklı yönetim ve divan kurullarıyla çalıştınız. Bizi giderayak sponsorluk geliri kırdırıp alacaklarını kur farkıyla tahsil edenlerle karıştırmayın, çünkü siz o günlerde de buradaydınız. Yıllarca Denetim Kurulu raporları hazırladınız. O raporlarda "kişilere" yahut "eski yöneticilere" olan borçlar kısmında birinci sıraya hep Serdal Adalı'yı yazdınız. Ben o dönemin yöneticilerine de bunu raporlara yazmamalarını defalarca söyledim. Benim adımı oraya ben değil, siz yazdınız. Ben defalarca "benim Beşiktaş'tan alacağım olmaz" dedim. O rakamı da yönetimde bile olmadığım zamanlarda forma alarak, loca alarak erittim. Beşiktaş'ın "Serdal Adalı'ya borç" dediğini ben yine Beşiktaş'a verdim. Beşiktaş'a şu parayı verdim demekten de hayatım boyunca hep haya ettim. O yüzden siz siz olun, beni başkalarıyla karıştırmayın. Denetim Kurulu raporlarında doğru dili kullanın, Beşiktaş camiasını daha fazla yanıltmayın.
Kullandığınız bu dil, bu eksik anlatımınız bize gösteriyor ki, biz de kulübün datalarını uçursak, belgelerini sizinle hiçbir şekilde paylaşmasak, hatta belgeleri yok etsek, sahte imzalı evraklar göndersek gözünüzde çok daha başarılı olurmuşuz. Denetim göreviniz için gerekli imkanları, istediğiniz tüm bilgi ve belgeleri size sunmasak; tekrar ediyorum, gözünüzde çok daha başarılı olurmuşuz. Şeffaflık demek, kulübün en özel, en mahrem bilgilerinin çarpıtılmış rakamlarla ortaya serilmesi demek değildir. Şeffaflık her şeyden önce doğru geri bildirim gerektirir. Siz bu konuda ne yazık ki yanlış yaptınız, camiayı yanlış bilgilendirdiniz. Yeni bir sezona başlarken, sezon öncesi olumlu bir hava yakalamışken hatalı, eksik, manipülatif anlatımlarla bu olumlu havayı baltaladınız. Bizden önce mali kurullara rapor yetiştiremeyen bir kurulken, başka hiçbir yönetim zamanında yapamadığınız "şahsi yorumları" yapmaya başladınız. İşte bütün rakamlar, hakikatler burada. Belki de asıl denetlenmesi gereken, Denetleme Kurulu'nun ta kendisidir!
Şunu da ilave edeyim: Biz yönetim kurulu olarak, bazı transferlerde önemli bonservis ödemeleri yaptık. Sportif başarıyı yakalamak için gerektiğinde yine bonservis ödemeleri yapacağız. Bu ödemelerin mali koşullarını, vadelendirmelerini Beşiktaş için en uygun şartlarda yapacağız. Gerekirse Beşiktaş'a yine kendi kaynaklarımızla kasa kolaylığı sağlayacağız. Siz de ilerleyen raporlarınızda yine "bonservis ödemelerinde, toplam yükümlülükte artış" yazacaksınız. Burada önemli olan nokta şu: Bizim aldığımız hiçbir oyuncu, Beşiktaş'ı zarara sokmayacak. Biz bir oyuncumuzla yollarımızı ayırıyorsak, o oyuncu Beşiktaş'a mutlaka bir bonservis geliri kazandıracak. Yıllarca tek kuruş bonservis geliri elde edemeyen Beşiktaş'ın Denetim Kurulu olarak, transfer kalemlerine de bu açıdan yaklaşmanızı tavsiye ediyorum.
Bugün elimizde, istediğimiz zaman transfer geliri elde edebileceğimiz birçok önemli oyuncumuz var. Orkun Kökçü, Agbadou, Murillo, Oh, Djalo, Cerny, Ndidi ve diğer bütün oyuncularımız çok kıymetli. Hepsinin piyasası var. Hepsine ilgi var, talep var, ancak bizim oyuncularımızı satmak gibi bir niyetimiz yok. İçlerinde bir tane bile futbol hayatının sonuna gelmiş, son kontratını yapmış, kıyak emekli edilmiş, üstüne para verilip de gönderilecek oyuncu yok. Biz halen geçmiş dönemlerde getirilen o kıyak emeklilerin maaşlarını, fesih bedellerini ödüyoruz. Hal böyleyken bütün Beşiktaş camiasına soruyorum. Bizim transfer ettiğimiz oyuncular zarar mıdır, varlık mıdır? Bunları siz divan üyelerinin takdirine bırakıyorum.
Ben göreve geldiğimden beri, kişilere ve kişisel kaynaklara bağımlı olmayan bir ekonominin önemini ifade ettim. Bu düşüncelerimin halen arkasındayım. Kulübümüze dün de kaynak sağladık, bugün de sağlarız, gelecekte de ne gerekiyorsa yapacağız. Bir gün belki bizler de Beşiktaşımıza sağladığımız kaynağı geri alacağız. Ancak sağlayacağımız bağımsız mali yapı sayesinde, Beşiktaş herkesin parasını ödediğinde dahi zorda kalmayacak. Biz bu görevi geride bıraktığımızda burada alacağımız olsa da olmasa da, hiçbir şahıs "ben Beşiktaş'a şu kadar para hibe ettim" diyerek kendi şovunu yapmayacak, bu kişiler, bu sloganlar Beşiktaş'ta artık alkışlanmayacak. Biz kendimizi alkışlatmak için değil, geride güçlü, başarılı ve finansal anlamda bağımsız bir Beşiktaş bırakmak için buradayız. Bunu bütün Beşiktaşlıların böyle bilmesini istiyorum.
Hazır yanlış anlaşılmalara, yanlış anlatılan konulara değinmişken eksik anlatılan başka bir konu ile ilgili de camiamızı bilgilendirmek isterim. Geçtiğimiz günlerde, yeni sezon kombinelerimiz satışa çıktı. Özellikle kapalı tribün kombine fiyatlarıyla ilgili geri dönüşler alıyoruz. Benim de bu konuda söyleyeceklerim var. Geçtiğimiz sezon, yönetim kurulu olarak kombinelerde ilk kez fiyat belirlemesini yaptık ve bugün tepki almamıza sebep olan kapalı tribün kombineleri için taraftarımızın isteğini göz önünde bulundurduk. Kapalı tribün kombinelerimizi, ezeli rakiplerimizin eşdeğer kombine fiyatlarının yarısına satışa çıkardık. Normalde geçen sezon, kapalı tribün fiyatları 50-60 bin TL bandında olsa bugün bu konu gündem dahi olmayacaktı. Öyle kapalı tribünü bitirmek falan, bunlar boş sloganlardan öteye gitmiyor. Şimdi ben sizlere soruyorum: Geçtiğimiz sezon kapalı tribün herkesin erişebileceği, çok uygun bir fiyattayken takıma nasıl bir etki yaptı? Geçen sezonki, rayicin oldukça altındaki fiyatlandırmanın Beşiktaş'a, Beşiktaş tribünlerine bir katkısı oldu mu? Tribün olarak hangi maça etki ettik, takımımıza ne kadar güç olabildik, bunun özeleştirisinin de yapılmasını istiyorum. Biz sezon boyunca rakiplerin üzerinde oluşturmamız gereken baskıyı ne yazık ki kendi takımımıza kurduk. Birleşin? Yok! Tek ses, tek vücut olun? Yok! Takıma maç boyunca itici güç olun? Yok! Bana kapalı tribün anlatıyorsunuz benim çocuklarım kapalıda büyüdü. Keşke siz o zamanlardaki kapalı olsanız da ben de bu eleştirilerinize hak verebilsem. Ayrıca kapalı ruhu dediğiniz ruh mekandan bağımsızdır, kendini her yerde her koşulda gösterir. Beşiktaş sevgisi illa ki stadın belli bir yerinde olmaya endeksli değildir. Kale arkasında maç seyreden de kapalıdaki kadar Beşiktaşlıdır! Şimdi bir terane tutturulmuş gidiyor: Yönetim, gelecek tepkileri engellemek için bu fiyattan kombine satıyor diyorlar. Ben geçtiğimiz sezon tribünlerde protestoları, olumsuz sloganları çok duydum. Kalktım, taraftarıma Kocaeli kupa maçında yapılanlardan dolayı ligdeki Kocaeli deplasmanına onlarla beraber gittim. Aynı sofraya oturdum, onlarla tribünde omuz omuza marş söyledim. Geçen sezon yönetim olarak en fazla tepkiyi aldığımız dönemde bile biletlerin gişe fiyatlarında artış yapmadım, tribünler ulaşılabilir olsun istedim. Umuyorum ve inanıyorum ki, biz bu sezon arzuladığımız Beşiktaş'ı göreceğiz, özlenen Beşiktaş ruhunu ve başarıları yakalamaya başlayacağız. Dolayısıyla protestoyu gerektiren bir durum inşallah olmayacak. Ama yine de şunu söyleyeyim: Kombine fiyatlarını belirlerken, amacımız protestoları engellemek olsa belli gruplarla iyi geçinmeyi seçerdik. Ayrıca protestolardan korksak, kale arkası tribünlerde 4500 kişilik bir kapasite artışına gitmezdik. Aynı şekilde, kale arkası tribünlerini neredeyse geçen sezonla aynı fiyattan satışa çıkarmazdık. Yaptığımız kombine fiyatlandırması, tamamen Beşiktaşımızın menfaatleri doğrultusunda kararlaştırılmıştır. Amacımız tribünlerin daha organize, tek ses olmasını sağlamaktır. İnanıyorum ki büyük Beşiktaş taraftarı, yeni sezonda kapalıda, kale arkasında, numaralıda, deplasmanlarda, bulunduğu her yerde Beşiktaş'a en büyük desteği verecek ve diliyorum ki sahada da tribünde de çok daha iyi, çok daha başarılı, birlik beraberliği sağlamış bir Beşiktaş göreceğiz.
Yeni sezona başlarken sportif, mali ve idari olarak ne noktada olduğumuzu bir de bizden dinleyin istedim. Bütün bu yanlış anlaşılmalara, yapılan algılara rağmen ben yeni sezona yeni bir sayfa olarak bakmak istiyorum. Ben Beşiktaş'ın layık olduğu başarılara ulaşacağına inanıyorum, bu umudumun camiamıza da sirayet etmesini istiyorum. Yeni sezonda bütün Beşiktaş camiasını kenetlenmiş ve inanmış olarak Beşiktaş'ın yanında görmek istiyorum. Bu havayı yakaladığımızda, beklenen günlerin kesinlikle geleceğine inanıyorum ve sözlerime son verirken bir kez daha üzerine basa basa söylüyorum. Beşiktaş'ın iyi olması için elimizden ne geliyorsa yapacağız. Beşiktaş iyi oldukça bizler de iyi olacağız. İlerleyen dönemlerde karşınıza çok daha güçlü bir Beşiktaş tablosuyla çıkacağız. Camiamızın her ferdinin çıktığımız bu yolda desteğini, katkısını rica ediyorum. Bugün buraya gelerek bizlere zaman ayıran, Beşiktaş'ın bugününe ve geleceğine sahip çıkan siz değerli Divan üyelerimize teşekkürlerimi sunuyorum. Saygı ve sevgilerimi iletiyorum.”
Raporların müzakeresinin ardından kürsüye gelen Genel Sekreterimiz Uğur Fora şunları söyledi:
“Bu makamları bize nasip eden Allah’a her gün şükrediyorum. Her gün şükürle kulübe gelip çalışıyoruz.
Aşçıoğlu’ndan 90 milyonu alamayacaktık. Algı yapılması riskini göze alarak yaptık. Hiçbir iş yapmazsanız hiç eleştiri almazsınız. Biz bu makamlara oturmaya gelmedik. Biz itibarı, onuru için yaşayan insanlarız.
Biz göreve geldiğimizde altyapı işleriyle karşı karşıya kaldık. Nakit akışı düzeltme maliyetiyle karşılaştık. Biz bunları anlatmada hatalı olabiliriz. Bir şeyleri yapalım sonra anlatırız diye düşünüyoruz. 1 milyon avroya yakın çatı onarım işimiz var. 10 yıldır çatının bir vidası değişmemiş. Risk altında maç yapıyoruz. Vida’nın menajerine 109 milyon ödedik. Çeklerin bir kısmını başka yönetici ciroladı senetlerin bir kısmını ben ciroladım. Sistem yürüyecek. Burada biz oturuyorsak parayı koyacağız, her şeyi yapacağız. Avans vererek bizi değerlendirmeye çalışın.
Basketbol şubesini Serdal Adalı başkan ve yönetim kurulu yönetiyor. Onun prensipleriyle yönetiyoruz. Amatör şubelerde kazandığımız kupaları bugün sahneye dizelim diye konuşuldu. Yanlış anlaşılır gündem değiştirmeye çalıştığımız düşünülür dedim. Amatör branşlarımızdaki sporcularımızdan haklarını helal etmelerini istiyorum. Amatör şubelerdeki menajerlerimizle bir araya geldik ve tören yaptık. Departmanlarımızla bir araya geldik. Amatör branşlarımıza Genel Sekreterlik düzeyinde destek oluyoruz. Bütçelerini ve müdürlüğünü kuruyoruz. Denetlenebilir bir yapı kurmaya çalışıyoruz. Eleştirmek en doğal hakkınız.
Fenerbahçe Beko maçından kazandığımız para 3 milyon lira. 1.5 milyon lira salona; güvenlik, yemek, kamp, ulaşım, passolig’e yüzde 10 gidiyor, kalan üç milyon lira. Cari borçlar artıyor. Borç nasıl artmaz, transfer yapmayarak. Nakit akış yönetimi nasıl sağlanıyor? Konu bu. Akış bozulursa paniklersiniz. Bir programınız yoksa pazarlık masasında sıkıntı yaşarsınız. Biz beş yıldır tekrar tekrar kadro kurmaya çalışmışız. Bu durum carı açığı artırıyor.
2025-26 sezonu futbol gelir giderlerimizi karşılaştıralım. TV geliri 486 milyon, UEFA 96 milyon, sponsorluk 1 milyar 375 milyon, maç hasılatı 2 milyar 93 milyon, lisanslı ürünler 2.6 milyar, futbolcu satış geliri 3 milyar 796 milyon ve diğer kalemlerimiz 700-800 milyon. Toplam gelirimiz 10 milyar 563 milyon. Ücret giderleri, maaşlar, bonservis, lisanslı ürün giderleri, Futbol A.Ş. giderleri, vergi ve SSK 14 milyar 646 milyon. Geçen sene 4 milyar zarar etmişiz.
Basketbol forması 810 adet satıldı. Hepimiz ağzından düşürmediği basketbol şubemize sahiplenme adedi 810. Ben de buraya gelene kadar basketbol forması almadım.
Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımımız, engel puanına göre bir takım kurguladı. 1 puanla oyuncu aldık ve maçlarımızı oynadık. Çeyrek finale geldik. Said isimli oyuncumuzun engel puanı 1’den 2’ye yükseldi. Hemen itirazlarımızı yaptık. Oyun oynanırken oyun kuralını nasıl değiştirirsin diye federasyon başkanına sorduk. İki kulübün çok büyük baskısı altında kaldım dedi. Sekiz takım var. O iki takım itiraz ediyor. Geçen haftaya kadar finallerde başa baş mücadele ettik. Herkes konuya hakim, yapılan haksızlığı biliyorlar. Onların yöneticileri yüzümüze bakamadı.
EuroLeague’e girmek için heyetleri ağırladık. Planlamamızı EuroLeague’e göre yaptık. O hedefe uygun bir çalışma gerekiyor. Ciddi sponsor desteği gerekecek. İş ortaklarımızı bu konuya ilgi göstermeye davet ediyorum. Futbol altyapımızın yarı yükü Sancaktepe’de olacak. Türk futboluna oyuncu kazandırmada bir sıkıntı var. Eğitim konusunda birtakım atılımlar yapıyoruz. Sanat kurulu, bilişim altyapısı ve İyiliğe Kanat Aç çalışmaları devam ediyor.
Hisselerimizi artırdık. Bu konuda dayak yiyoruz. Bunun izin prosedürü bile o kadar zordu ki. Şu anda hisse ağırlığı yüzde 69. Hisselerin maliyeti sıfır. Kendi şirketimiz gibi yönetiyoruz. Emlak Konut’tan gelecek parayı gelmeden önce borç kapattık. Tablo kötü değil. Önemli olan nakit akışını yönetmek ve topun çizgiyi geçmesi. Temelleri düzgün attığımızı düşünüyoruz. Sportif başarı geldiğinde camia birlik olursa işleri çözeriz diye düşünüyorum. Hasan Arat meselesi hukukta. Borsa spekülasyonuyla ilgili SPK her şeyi yapıyoruz demesine rağmen suç duyurusunda bulunduk. Beşiktaş hepimizin, biz burada emanetçiyiz.”
HABERLER
04.07.2026
GÜNCEL HABERLER
Divan Kurulu Toplantısı Yapıldı
Diğer Haberler
- Genel Sekreterimiz Uğur Fora, Beşiktaş JK – Dokuz Eylül Üniversitesi Merkez Spor Okulları Projesi’nin Birinci Yıl Toplantısına Katıldı 02.07.2026 17.08.00
- Genel Sekreterimiz Uğur Fora, Amatör Şubelerimizin Genel ve İdare Menajerleriyle Buluştu 02.07.2026 15.39.00
- Tan Taşçı’dan “İyiliğe Kanat Aç, Eğitime Güç Kat” Kampanyasına Destek 27.06.2026 21.53.00
- İyiliğin Kanatları Tekirdağ’da Açıldı 25.06.2026 17.20.00
- BJK Plaza Gayrimenkul Yatırımcı Buluşması Yapıldı 24.06.2026 20.09.00

