Başkanımız Serdal Adalı’dan Açıklamalar
Başkanımız Serdal Adalı, Tüpraş Stadyumu'nda düzenlediği basın toplantısında Beşiktaşımızın gündemine dair önemli açıklamalarda bulundu:
“Bugüne kadar farklı zamanlarda camiamıza birçok kez seslendik. Şimdi de transfer sezonunun bitimiyle beraber mevcut durumu ve bu süre içinde neler yaptığımızı camiamıza ve taraftarlarımıza net bir şekilde anlatmamız gerekiyor. Ben hep sürekli konuşan bir başkan olmayacağımı söylemiştim. İşte bazı işleri yaptıkça ya da gelişmeler oldukça bunları anlatmak için sizlerin karşısına çıkıyorum. Belki kimsenin açıklamadığı kadar da her konuyu şeffaf bir şekilde anlatıyorum. Bugün bu nedenle sizlerle bir kez daha birlikteyiz.
Bugün geldiğimiz noktayı birlikte değerlendirmemiz, yaşadığımız birçok zorluğu birlikte hatırlamamız, yapılan güzel işlerden birlikte umutlanmamız ve istediğimiz gibi gerçekleşmeyen bazı konularda da özeleştirimizi birlikte yapmamız gerekiyor.
Camiamızın diğer tüm konularla ilgili merak ettiklerini, ekim ayında gerçekleşecek mali genel kurulda detaylarıyla anlatırız.
Sevgili Beşiktaşlılar,
Hepinizin malumu ki biz oyuncuların alacaklarını alamadığı, futbol takımımızın da psikolojik olarak neredeyse dağılmak üzere olduğu bir dönemde göreve geldik. O takım bizi maalesef istenen hedeflere götürebilecek durumda olmadığı için de bu sezon başında neredeyse sıfırdan bir takım yapmak zorundaydık.
Ayrıca sadece geçen sezonun borçlarını ödemekle kalmadık, son 4 – 5 yılın birçok dosyasını kapattık. Bir yandan yepyeni bir takım yaratmaya çalışırken; diğer yandan da seneler önce ayrılan oyuncuların bile ödenmemiş maaşları, vergileri ve menajerlik ücretlerini ödedik. Bilmenizi isterim ki; bizim geçmişten gelen borçlar için yaptığımız ödemelerle sıfırdan bir takım daha kurulurdu.
Değerli Basın mensupları,
Bu kısa hatırlatmayı yaptıktan sonra da şimdi gelelim, bu koşullarda başladığımız sezon başı transfer dönemine. Her konuyu iyisiyle kötüsüyle ve günahıyla sevabıyla birlikte değerlendirelim. Biz futbolda kadro yapılanmasına başlarken şundan emindik. Bu kadro neredeyse sıfırdan kurulmak zorundaydı. Bu takım değişmek zorundaydı. Bizi hedeflerimize götüremeyeceğini düşündüğümüz oyuncuların yerlerine kaliteli, hırslı, oynadıkları yere aidiyet hisseden ve en önemlisi kişisel hedefleri bitmemiş oyuncular getirmek durumundaydık. Kesinlikle çok daha kaliteli ve genç bir kadro oluşturmak zorundaydık.
İşte geçtiğimiz günlerde camiamızla paylaştığımız gayrimenkul projeleri, futbol takımımızla ilgili bu radikal işleri daha hızlı yapabilmemize imkan verdi. Bundan sonra planlarımızı erkene çekerek ilerlemeye başladık. Bu doğrultuda bu sezon başı tam 25 oyuncuyla yollarımızı ayırdık. Yerlerine bahsettiğimiz kriterlere uyduğunu düşündüğümüz tam 12 yeni oyuncuyla anlaştık. Maalesef ki her transfer döneminde gönderilmeye çalışılan oyuncu borsası Beşiktaş futbol takımının kanayan yarasıydı. Her sezon başı gelecekler kadar, kimler gidecek diye bu kadar manşetlere taşınan bizden başka kaç kulüp vardır açıkçası bilemiyorum. Bu durum yılların birikimi, yılların yanlışları.
Takdir edersiniz ki; bizi de bu yaz döneminde en çok zorlayan, bazen daha yavaş hareket etmemize neden olan ve hatta yeni oyuncular için ayıracağımız bütçeleri de azaltmak zorunda bırakan bu durum oldu. Kimisiyle uzun kimisiyle kısa süren, kimisiyle zor kimisiyle nispeten kolay geçen pazarlık süreçleri oldu.
Açıkçası özellikle bazıları oynama şansı bulamamalarına rağmen, bu durum pek de umurlarında değildi. Beşiktaş’ın parasıyla İstanbul’da gayet keyifli hayatları vardı. Yani kendi hallerine bıraksak daha da memnuniyetle kalırlardı.
Yani anlayacağınız futbolcu mutlu, onu getiren menajer mutlu ama ortada yoklar. Onları buralara alan yöneticiler de ya teknelerinde ya da yazlıklarında. Beşiktaş taraftarı hariç işin içinde olan herkesin keyfi yerinde.
Bunların dışındaki oyuncuların bir kısmı da ellerinden gelen her şeyi yapmalarına rağmen farklı nedenlerle istedikleri performansı bir türlü yakalayamamışlardı.
Biz hepsi üzerinde tek tek çalıştık. Bütün pazarları taradık. Oyuncularla uzun uzun pazarlıklar ve müzakereler ettik. Gerçekten ben bu konuda benimle birlikte çaba gösteren tüm ekibime de çok teşekkür ediyorum. Özellikle bu süre zarfında benim gibi günde 1 saat uyuyarak mücadele eden Can Kaymakoğlu’na teşekkür ederim. Altyapıdan yetişen ve kiralık giden 5 oyuncumuzu ayrı tutarsak, farklı nedenlerle performans verememiş tam 20 oyuncuyla yollarımızı ayırmış olduk. Yani biz aslında işe sıfırdan değil de, eksiden başlamış olduk.
Bu nedenle transfer değerlendirmemizi yaparken, öncelikle bu konudan başlamak ve durumu sizlerle paylaşmak istedim. Dilerseniz şimdi de gelenleri ve gidenleri detaylarıyla konuşalım.
Masuaku’dan başlayalım. Üzerinde çok konuşmalar oldu. Ne hikmettir ki sezon içinde istenmeyen adam ilan edilen oyuncu için gittikten sonra ne övgüler ne methiyeler düzüldü.
Ben size işin gerçeğini anlatayım. Masuaku; sözleşmesi sona ermiş, 31 yaşında ve zaman zaman inişli çıkışlı performanslar sergileyebilen bir oyuncuydu. Yıl içinde oyuncu ile yaşanılan nahoş anılar da hepimizin aklında.
Bu nedenle kendisine 1 yıllık bir garanti kontrat ve şartlarımıza uyacak bir maaş teklifinde bulunduk. Ama oyuncu bizden minimum 2 yıllık kontrat ve epey de yüksek bir ücret istedi. Her ne kadar bizim dönemimizde formu yükselmiş bir oyuncu olsa da, talepleri bizim için çok ama çok fazlaydı. Bu nedenle kararımızı yolları ayırmaktan yana kullandık. Yerine de Çek milli takımında oynayan, sadece 2 sene önce Benfica’nın 14 milyon Euro vererek transfer ettiği 25 yaşındaki Jurasek’i Masuaku’nun talep ettiği maaşın çok daha altına getirdik.
Oyuncu için kulübüne hiçbir kiralama bedeli ödemedik. Zorunlu bir satın alma opsiyonu da bulunmuyor. Tamamen bizim tercihimize bağlı olarak bir opsiyon hakkımız var. Ama bu mevki için 1 transfer yeterli olmadı ve ikincisini de aldık. Kadromuza Rıdvan’ı da ekledik.
Sezon boyunca birbirlerini zorlayarak rekabet içerisinde olacak 2 oyuncumuz var artık.
Değerli Basın Mensupları,
Bildiğiniz üzere sağ bek mevkisinde de sol bekte olduğu gibi önemli bir değişim geçirdik.
Yaz başına geri dönelim. Hepiniz hatırlayacaksınız.. Biz sağ bek rotasyonu için 2 farklı oyuncuyla da son aşamaya gelmiştik ama transferleri iptal olmuştu. Yalnız taraftarlarımız bilmeli ki, biz bu 2 transferde de kulübümüzün haklarını sonuna kadar koruduk ve bu nedenle verdiğimiz kararların da sonuna kadar arkasındayız.
Bu nedenle belki eleştiri de aldık. Yine bazı çevrelerde yangınlar yapıldı. Ama biz yapılan anlaşmaların üzerine gelen her ek talepte taviz vererek, Beşiktaş’ın haklarını koruyamayız. Bunun için her türlü eleştiriye de katlanırız.
Bu süre zarfında devre arasından beri takip ettiğimiz Taylan transferinde önemli bir ışık gördük. Açıkçası bu oyuncunun Bundesliga’nın önemli bir kulübüne imza atmasını bekliyorduk. Bonservisi için kulübüne 5 milyon euro teklif edilmişti.
Ama orada bir belirsizlik oldu. Biz de oyuncu için yaptığımız teklifi 4 milyon euro’dan 6 milyona çıkarttık ve aynı gün bu transferi bitirdik. Taylan halen Almanya U-21 takımının aktif oyuncusu ve milli takımımızın yetkilileri kendisini uzun zamandır ülkemize kazandırmak için çaba sarfediyorlardı. Kendisinin yerli statüsüne geçiş işlemleri de hızlıca tamamlandı. Yeri gelmişken bu konuda bir kafa karışıklığı varsa, onu da netleştirmek istiyorum. 35 yaşında bir oyuncuya milyon euroları maaş olarak vermek yerine, 19 yaşında olan ve uzun yıllar hem Beşiktaşımızın hem de umuyorum ki milli takımımızın faydalanabileceği bir oyuncu için yatırım yaptık.
Sergen hocamızın gelişinden sonra da onun isteğiyle ligimizin tecrübeli ve istikrarlı oyuncularından birisi olan Gökhan Sazdağı’nı kadromuza kattık. Gökhan da daha hemen ilk maçında sanki yıllardır bu takımın bir parçasıymış gibi katkı verdi. Yani sağ bek rotasyonumuzda Onur Bulut ve Tayfur Bingöl gitmiş ve onların yerine Taylan ile Gökhan gelmiş oldu. Böylelikle performans ya da devamlılık olarak sıkıntı yaşamakta olduğumuzu düşündüğümüz her iki bek pozisyonunu da neredeyse tamamen değiştirmiş olduk.
Değerli Basın Mensupları,
Bildiğiniz üzere santrafor pozisyonunda da 35 yaşındaki Immobile gitti ve yerine 27 yaşındaki Abraham ile 23 yaşındaki El Bilal Toure geldi. Biz Abraham’la büyük başarılar kazanmak ve uzun yıllar takımımızda görmek istiyoruz. Ama başarılı futboluyla buradaki görevi bittiğinde hala Beşiktaş’a bonservis kazandırabilecek bir oyuncu. Sözleşmesinde 30 milyon avroluk bir çıkış maddesi bulunuyor. Hücum bölgesine Abraham dışında El Bilal Toure transferini yaptık. Biz oyuncu ile 1 yıllık kiralık sözleşme imzaladık. 15 gol atarsa satın alma opsiyonu devreye girecek. Ayrıca biz istersek de bu opsiyonu kullanabiliriz. Opsiyon bedeli 15 milyon avrodur ve bu gerçekleşirse sonrası için de 40 milyon euro karşılığında çıkış maddesi bulunuyor. Bu şekilde bu sezon ileri hattımızı Abraham, El Bilal ve Mustafa olarak oluşturmuş olduk.
Yollarımızı ayırdığımız oyunculardan biri de Gedson oldu. Belki de giden oyuncular içerisinde taraftarımızın gerçek anlamda üzüleceği tek oyuncu da Gedson’du. Kamuoyu tarafından net bir şekilde bilinmesini isterim ki, bu transferde başrolü oyuncunun kararlı şekilde ifade ettiği ayrılma isteği belirledi. Kendisiyle uzun uzun görüşmeler yaptık. Ama Rusya’dan aldığı maaş teklifi bu kararında çok etkiliydi. Aslında oyuncu için ilk teklif kış transfer sezonunda gelmişti. O dönem aldığımız teklif bu yaz anlaşılan rakamın yüzde 30 altındaydı. Bu transferde işin içinde 3 ayrı kulüp olduğu için uzun ve meşakatli bir süreç oldu.
Bu satıştan en büyük kazancı sağlayabilmemiz için öncelikle Benfica ile olan durumu çözmemiz gerekiyordu. Bu nedenle gittik ve bonservisinin kalan yarısını da 10 milyon euro karşılığında aldık. Bunu takiben de Spartak Moskova’ya 26 milyon euro bonservis ve 2 milyon euro da şarta bağlı bonuslar olmak üzere satışını yaptık. Ayrıca sonraki satışından da %10 payımız olacak. Hatırlatmak isterim ki, bu Beşiktaş tarihinin en yüksek rakamlı oyuncu satışıdır. Tarihimizin bonservis satış rekorudur. Gedson için belki de üzüldüğümüz tek oyuncu dedik ama; onun yerine de camiamızı, taraftarımızı belki de en çok mutlu eden oyuncu transferini yaptık. Orkun Kökçü gibi kendi mevkisinin Avrupa’da en önemli oyuncularından birini, henüz 24 yaşında Beşiktaşımıza kazandırdık. Orkun transferi belki de camiamızın, taraftarımızın beklentiyi yükseltmesini sağladı. Yazın ortasında imza törenine 30 bini aşkın Beşiktaşlı geldi.
İşte bu transferden sonra camia içinde taraftarlar arasında farklı bir hava oluştu. Beklentiler bir anda büyüdü. Samimiyetle söylemek gerekirse, taraftarımızın bu şekilde mutlu olması da beni diğer transferler için motive etti. Açıkçası beklenti büyüyünce bunun sonucu olarak beğeni standartları da bir anda değişiverdi. Beşiktaşlılar yıllardır alıştırılmaya çalışıldıkları sıradanlıktan sıyrılmaya başladılar. Zaten en iyisine de sonuna kadar layıklar. Yalnız camiamıza saldırmak, ortalığı karıştırmak için hazır kıta bekleyenler, bir kez daha bu durumu çirkin bir şekilde kullanmaya başlayıverdiler. Hatırlayın o gün 30 bin kişi statta mutlu ve umutlu bir şekilde Orkun’u beklerken, özellikle sosyal medyada maliyetini öne çıkararak oyuncuyu yetersiz göstermek isteyenler tarafından ‘istemeyiz’ kampanyaları yapıldı. Abraham’ı aldığımız gün de tüm platformlar oyuncunun kaçırdığı gollerden yapılmış kliplerden geçilmiyordu. Daha başka örnekleri de var, sıralamaya gerek yok. Gerçekten Beşiktaş taraftarının bir gün bile mutlu olmasına tahammülleri yok. Rica ediyorum Beşiktaş taraftarının yakasından bir düşün artık. Bırakın insanlar sevinsinler, oyuncularının formalarını alsınlar, mutlu olsunlar.
Neyse, ben bugün bu sosyal medya konusuna çok fazla da girmek istemiyorum. Yeni hocamızla ve yepyeni kadromuzla kocaman bir sezon önümüzde duruyor. Biz işimize bakalım. İşin gerçeği Orkun bize büyük güç kattı. Beşiktaş’ın sembol isimlerinden olacak. İnşallah burada şampiyonluklar yaşayacak ve kupalar kaldıracak.
Bir yandan bu başarıları elde ederken de, diğer yandan yeri geldiğinde bize maliyetinden çok daha fazla bir bonservis getirme potansiyeli her zaman orada duruyor. Oyuncunun bu piyasası her zaman var. Genç yaşına rağmen geçmişi bunun ispatı. Bizi bu transferin maddi koşulları üzerinden eleştirenler bunu lütfen unutmasınlar.
Gelelim Ndidi’ye. Orkun transferinin yanı sıra merkez orta saha bölgesini 28 yaşındaki Wilfred Ndidi ile güçlendirdik. Kendisi yıllarca Premier Lig’de istikrarlı bir şekilde ilk 11 oyuncusu olmuş. Bu 2 tecrübeli ve üst düzey oyuncu ile birlikte orta saha rotasyonunda Beşiktaş altyapısından çıkan Demir Ege ve Kartal Kayra gibi evlatlarımıza da güvendik. Her ikisiyle de bu sezon dahil 3 yıl daha geçerli olacak yeni sözleşmeler imzaladık. Böylelikle orta saha rotasyonumuza bu sene gelen Orkun ve Ndidi, geri dönen Kartal ve Demir Ege ile kalite, tecrübe ve özkaynağın karışımı eklemeler yapılmıştır. İşin gerçeği orta sahada kadro genişliği için bir oyuncu daha istemiştik ama çeşitli nedenlerle olmadı. Devre arasında tekrar değerlendirme yapacağız. Bununla birlikte merkez orta saha rotasyonunda Gedson haricinde ayrılan diğer oyuncuları da isim isim hatırlatmak isterim. Amir Hadziahmetovic, Al-Musrati, Onana, Kerem Atakan Kesgin, Bahtiyar ve nihayet Chamberlain. Bunlara son olarak Muci ve Mario da ilave oldu bildiğiniz üzere. Bu oyuncuların bize bugüne kadarki toplam maliyeti dile kolay tam 85 milyon euro olmuştur.. Maaş maliyetleri hariç bu rakam yaklaşık 40 milyon eurodur.
Geçtiğimiz sezonlarda ne kadar yanlış işler yapıldığını, Beşiktaş’ın halen geçmişin yükleriyle nasıl mücadele ettiğini bu toplam maliyete bakarak çok daha net anlayabiliriz. Sorgulamamız gereken, bu kadar yanlışın yıllar içinde nasıl yapılabildiği olmalıdır. Bu maliyetlere karşılık bu oyunculardan ne kadar faydalanabildik, orasını ayrı düşünmek gerekiyor.
Yeri gelmişken de herhangi bir oyuncu maliyetini yüksek ya da düşük olarak değerlendirirken sadece rakamlara bakmamak gerektiğini söylemek isterim. Oyuncunun sağlamış olduğu katkı, kazandırdığı puanlar, ortaya koyduğu performans ve sonraki satışında kendisi için ödenen bonservisi hangi oranda geri döndürebileceğini düşünmek gerekiyor.
Gerek bu oyuncuların durumlarını, gerekse de bu sezon kadromuza kattığımız oyuncuları değerlendirirken bu unsurlara dikkat edilmesi gerekmektedir. Detay bilgileri vermek gerekirse; Amir’i Hull City’e 700 bin euroya kiraladık, ama oyuncunun maaşını biz ödemeye devam edeceğiz. Musrati için Hellas Verona’yla 2 milyon euro kiralama bedeli ve 7 milyon euro satın alma opsiyonu karşılığında anlaştık. Ancak bu kiralama bedelini alırken oyuncunun 2.6 milyon euro olan maaşını da yine biz ödeyeceğiz. Yaklaşık 5 milyon euroya transfer edilen Onana için Genoa’dan 500 bin euro kiralama ücreti aldık ve 1 milyon euro da satın alma opsiyonu var. Oyuncunun 1.5 milyon euro olan maaşını da biz ödemek zorundayız. Mario’yu AEK’ya kiralarken 2.7 milyon euro olan maaşının 1.7 milyonunu ödemeye devam edeceğiz. Ve Muci de 1 milyon euro kiralama ücreti ile 8.5 milyon euro satın alma opsiyonu karşılığında Trabzonspor’a gitti. 2 sene önce 5.5 milyon euroya alınan Bahtiyar da, 2.5 milyon euro karşılığında Dinamo Moskova’ya gitti. Kerem Atakan Kesgin, Sivasspor’a transfer oldu. Ayrıca neredeyse hiç oynayamayan Chamberlain’in maaşının da 1.5 milyon eurosunu kurtardık ve sözleşmemizi feshettik. Olabilecek en iyi tasarrufu yapmaya çalıştık. Sanırım o da bu seneyi en azından ocak ayına kadar kulüpsüz geçirecekmiş. Hepsinin yolları açık olsun. Yalnız hazır Musrati ve Muci transferlerinden bahsetmişken, ben burada çok önemli bir konuyu da sizlerle paylaşmak istiyorum.
Camiam hatırlayacaktır. Ben her zaman ‘sosyal medyada bize yapılan saldırıların arttığı zamanlar, bizim yakaladığımız bazı açıkların üstüne üstüne gidiyor olduğumuz zamanlardır’ diye söylüyorum.
İşte şimdi söyleyeceklerim bu transfer sezonu boyunca bize neden yalan yanlış iftiralar atıldığının, neden durup dinlenmeksizin karalamaların yapıldığının ve bitmeyen istifa kampanyaları düzenlediğinin açıkça nedenidir.
Şimdi bu troll ekiplerinin neden bu işlere başvurduğunu çok daha net anlayacaksınız.
Bahsettiğim bu 2 oyuncunun transferlerinde camiamın bilmesi gereken çok çok önemli şeyler var. Tabi bu durum, oyunculardan bağımsız bir durum. Doğal olarak onları bu konunun dışında tutmak gerekiyor. Bunu belirtmek isterim.
Hatırlarsanız ben daha önce divan toplantılarının birinde savcılığa başvuru yaptığımız bazı geçmiş dönem işlerinden bahsetmiştim. Bu konuların dışında, dönemin transfer harcamalarıyla ilgili olarak da detaylı araştırma yaptığımızı söylemiştim.
Değerli Beşiktaşlılar, Denetleme Kurulumuzun yaptığı çalışmalar sonucu, bu 2 oyuncu için yapılacak bonservis ödemelerinin yüzde 60’ının temlik yöntemiyle yurt dışı finans kuruluşlarına devredildiği belirlenmiştir. Yani kulübümüz yapacağı bu ödemelerin büyük bir kısmını Legia Varşova ve Braga kulüpleri yerine, yurt dışında yer alan farklı farklı fonlara yapacaktır. Hatta bu kulüplerden biriyle yapılan sözleşmede alacağının fona devredilememe maddesi bulunmasına rağmen, eski yönetim kurulumuz bir karar alarak ilgili bu maddeyi değiştirmiştir. Ne tesadüftür ki, bu 2 kulüp de birer hafta arayla bizden tahsil edeceği bonservis ücretlerinin önemli bir kısmını farklı finans kuruluşlarına devretmişlerdir.
Bu olanlara pes dememek gerçekten elde değil. Burada net bir şekilde hayatın doğal akışına aykırı bir durum bulunmaktadır. Milyonlarca euromuz futbol kulüpleri yerine ne olduğunu bilmediğimiz farklı yerlere ödenmek durumundadır. Ama camiamız hiç merak etmesin. Bu iş nereye kadar giderse biz takip edeceğiz ve ne gerekiyorsa da yapacağız. İlerleyen günlerde konuyla ilgili yaşanacak tüm gelişmeleri de camiamızla açık açık paylaşacağız. İşte bu transfer döneminde bize limitsizce saldıranlar, bunları yaparak bizim bu işleri kurcalamaktan ve takip etmekten vazgeçeceğimizi düşünüyorlar. Bizi yıldırmak ve pes ettirmek istiyorlar. Ama buradan kendilerine bir kez daha açıkça söylüyorum.
Ne yaparsanız yapın biz bu işlerin peşini bırakmayacağız. O yüzden transferler üzerinden benimle ve yönetim kurulumla uğraşmayı bırakın. Özellikle asla hocamız ve futbolcularımız üzerinden bizi yıpratmaya falan çalışmayın. Bunun en büyük zararı takımımıza oluyor. Oyuncularımız etkileniyor. Bu durum Beşiktaş’a çifte ihanettir. Hem şüpheli işler yapacaksınız, hem de taraftarlarımızın mutlu olma haklarına müdahale edeceksiniz. Biz bu konuların sonuna kadar gideceğiz ve karşılaştığımız her gerçeği bugün olduğu gibi camiamızla paylaşacağız. Bunu da böyle bilin.
Sevgili Beşiktaşlılar,
Bu dehşet verici gelişmeyi de paylaştıktan sonra tekrar saha içine dönmek ve defans hattımızda yapılan değişikliklerle ilgili de bir şeyler söylemek isterim. Bu mevkide de aslında sayısal olarak yeterli olmakla beraber, geçtiğimiz yıllarda hep performans ve devamlılık sıkıntıları yaşadık. Bu nedenle de stoper bölgesine de önemli bir transfer gerçekleştirdik. Lille, Juventus, Porto gibi önemli kulüplerde forma giymiş 25 yaşındaki Djalo’yu renklerimize bağladık. Oyuncu ilk günden itibaren bizim listemize olmasına rağmen; biz doğru zamanı bekleyerek uygun bir bonservis bedeli karşılığında renklerimize bağladık. Ayrılan oyuncularımız da Tayyip Talha ve Emrecan Uzunhan oldu. Yani defans hattında da Tayyip ve Emrecan gitmiş ve yerlerine Juventus’tan Djalo gelmiş oldu.
Malum bu transfer sezonunun ana konusu hep kanat transferi oldu. Oraya da geleceğim. Olanı biteni samimiyetle paylaşacağım. Ama önce geçtiğimiz devre arasında yönetim kurulumuzun transfer ettiği Keny Arroyo ve Elan Ricardo’dan da bahsetmek istiyorum. Şimdi buradaki durumu da açık açık konuşalım. Biz geçtiğimiz dönem ara transferde bu 2 oyuncuyu scout transferleri olarak kadromuza kattık. Bu oyuncuları niye aldığımızı da buradan söyleyeyim. O dönem UEFA’nın mali kriterleri gereği belli bir harcama hakkımız kalmıştı. O günkü hocamız da takımın içinde bulunduğu durum nedeniyle bunu 2 ayrı oyuncuya maaş olarak vermek yerine sonraki senelere yatırım yapılacak oyuncular için kullanılmasını istemişti.
Oyuncuların önemli potansiyellere sahip olduğu konusunda bugün de düşüncelerimin arkasındayım. Yalnız tabii ki özeleştirimizi de sağlıklı bir şekilde yapmamız gerekiyor. Bu oyuncular istedikleri ve bizim beklediğimiz süreleri maalesef ki bulamadılar. Süreleri bulamadıkça da her geçen gün daha da demoralize oldular. Sonuçta performans olarak beklentilerin epey gerisinde kaldılar. Bu bir gerçek. Bizim de buradan kendimize dersler çıkarmamız lazım. Hal böyle olunca da ben yapılan eleştirileri çok doğal karşılıyorum. Terbiye sınırları içinde olanları da haklı da buluyorum. Yalnız bu oyuncuların transferleriyle maliyetleriyle ilgili de söylenmeyen kalmadı. Bize ağır suçlamalar yapacak kadar haddini aşanlar da oldu. Bu nedenle üstüne basa basa belirtmek isterim ki, bu 2 oyuncunun durumu az önce gidenler arasında adını saydığımız neredeyse tüm oyunculardan çok daha farklı. Mesela Arroyo. Bu oyuncu için bugüne kadar cebimizden 1 milyon 200 bin eurosu bonservis, 140 bin eurosu menajer ücreti, 400 bin eurosu da imza parası olmak üzere yaklaşık 1 milyon 750 bin euro çıkmıştır. Oyuncu bir şekilde ülkemizde tutmasa bile, biz kendisini göndermek için üzerine ayrıca para falan vermiş değiliz. Oyuncu gitmek istedi ve geçtiğimiz 8 ayda planladığımız yükselişi gerçekleştirememesine rağmen bonservisinin bizde olan payı için tam 8 milyon Euro karşılığında yollarımızı ayırdık. İlave olarak 500 bin euro bonus ve sonraki satıştan %10 pay maddeleri var. Amacımız başkaydı ama tutmayan bir transferde dahi 2 milyon euronun üzerinde bir kar elde ederek yollarımızı ayırmış olduk. Bana bu transfer için Beşiktaş’ın 15 milyon eurosunu çöpe attın diyenler ve bunu bana hakaret etme fırsatı olarak gören belli şahıslar var. Şimdi bu şahıslara söyleyecek 2 kelimem var. Arkadaşlarım aman muhatap olma ve kaale bile alma demelerine rağmen son kez buradan onlara 2 tavsiyem var.
Birincisi tekrar çok acele bir psikoloğa görünmeleri ve ikincisi de sağlıkları yerinde olursa da ilk genel kurula icabet etmeleridir. Hiç kimse kusura bakmayacak. 60 senelik hayatımdaki en büyük servetim adım ve soyadımdır. 2 tane meczubun laflarıyla kendime hakaret ettirmeye hiç niyetim yok. Bundan sonra da seviyeli eleştirilere her zaman saygı duyacağız ama hakaret edene de anladığı dilden cevap vereceğim. Sonuçta bu izanını kaybetmiş insanlar hesaplasınlar bakalım Beşiktaş bu transferden kar mı etmiş zarar mı? Sabretsek Beşiktaş’ın bu oyuncudan kazancı hem mali hem de sportif açıdan çok çok daha fazla olabilirdi. Ancak istediğimiz koşullar oluşmasa dahi oyuncuyu Beşiktaş’ı zarara uğratmadan, hatta kar ederek gönderdik. Ricardo da kiraya gitti. Sezon içinde durumuna bakacağız. Zamanı gelince değerlendirmeyi yaparız. İşte bu nedenle bu 2 genç oyuncunun durumunu bu yaz ve hatta geçmiş yıllarda yollarımızı yalvar yakar ayırdığımız, önemli maddi kayıplar yaşadığımız oyuncularla hiç ama hiç karıştırmamak gerekiyor.
Sevgili Beşiktaşlılar,
Şimdi de gelelim kanat transferlerine. Taraftarlarımız da tribünden güzel bir besteyle bunu kibarca bize sormuşlardı. Açıkçası besteyi güzel de yapmışlar. Neyse ki bize bestelerde sadece transferleri sorabiliyorlar. Şakası bir yana yüzde yüz haklılar. İnanın tribünde olsam ben de aynı şekilde bağırırdım. İsterseniz eleştirebilirsiniz ama tüm samimiyetimle söylemek isterim ki, benim bu tarz durumlarda taraftar yanım başkan yanımdan daha ağır basıyor. Ama tabii yaptığımız görevin sorumlulukları dahilinde hareket etmek durumundayız. En iyi transferleri yapmak ve onları mutlu etmek için buradayız biz. Ama herkesten de hangi şartlarda mücadele ettiğimizi ve geçmişten gelen hangi yüklerle uğraştığımızı da unutmamalarını rica ediyorum. Bunların hepsi bir bütün olarak değerlendirilmeli. Hatırlayalım ki geçtiğimiz sezon başında bu mevkide oynayabilecek tek oyuncumuz Rashica’ydı. Kadro planlaması bu şekilde yapılmıştı. Açıkçası şampiyon olduktan sonraki sezonlarda da bu mevkide hep sıkıntı çekmiştik. İşin gerçeği bu. Hal böyleyken ana gündem de doğal olarak bu oldu. Geçtiğimiz yıllarda yapılan hatalı kadro mühendisliği, Beşiktaş’ta bir kanat oyuncusu problemi yarattı. Biz de devre arasındaki kısıtlı zamanda bu boşluğu tam dolduramadık, buradaki özeleştirimizi de samimiyetle yapıyoruz. Dersimizi çıkardık ve zaman da alsa sonunda gereğini yaptık. Bu nedenle yaz transferinde en çok mesaiyi bu mevkiye harcadık. Mayıs ayından itibaren planlarımızda sağlı sollu 5 farklı kanat oyuncusu vardı. Ama hem Ole hem de geldikten sonra kısa süre içinde Sergen hocamız; elde mecburiyetten de olsa bu mevkide oynayan bazı oyuncular varken önceliği defans veya orta sahadaki eksiklere vermemizi istediler. Kaldı ki son 2 günde biz Sergen hocamızla bazı konularda fikir ayrılığı da yaşadık, ama konuştuk tartıştık ve sonunda orta yolları da bulduk. Bildiğiniz üzere ilk olarak da Cerny gibi önemli bir oyuncuyu kadromuza kattık. Cerny, taraftarlarımızın da ilk günden beri ısrarla istediği bir oyuncuydu. Uzun zamandır takibimizdeydi. Kendisi de Beşiktaş’a gelerek formamızı giymeyi çok istiyordu. Transferinde pazarlık süreçleri biraz zaman aldı. Oyuncunun önceki kulübü de kendi planlaması içinde onun yerini doldurmak için bazı çalışmalar yaptı. Bunu da biraz beklemek durumunda kaldık. Yeni yapılanmamızın önemli, değerli parçalarından birisi olacak. Cerny’den sonra kanat rotasyonumuza yaptığımız diğer bir takviye de bildiğiniz üzere Cengiz Ünder oldu. Sergen hocamız büyük bir ısrarla oyuncuyu istedi. Kadro derinliğimize büyük bir artı katacağını ve bazı maçların çözümünde Cengiz’in bize katkı sağlayacağını söyledi. Daha ilk maçında dediği de çıktı. En az hocamız kadar biz de Cengiz’e inandık.
Değerli basın mensupları, saygıdeğer Beşiktaşlılar;
Takımlar normalde sezon başı takviyelerini yaparken eksik bölgelerine doğal olarak birer oyuncu alırlar. Ama sağ bek, sol bek ve forvet bölgeleri için bizim 1 değil bazen 2 transfer yapmamız gerekti. Hatta gördüğünüz üzere bu sayı kanatlar için Jota Silva’yla beraber 3 olmak zorunda kaldı. Yani bakar mısınız, 1 oyuncu alıyorsunuz yetmiyor, ikinciyi alıyorsunuz hala eksik. Mecburen aynı rotasyona üçüncüyü de almak durumunda kalıyorsunuz. Takım ancak bu şekilde tam olabiliyor. Şaka gibi ama gerçekler böyle. Bir anlamda hocalar da haklı. Yıllardır işler sıkışınca yedek kulübesine bakıyorlar, sonra yüzlerini tekrar sahaya geri çeviriyorlardı. İşte bu durumun sonucu kanat rotasyonumuz için tam 3 ekleme yapmak durumda kaldık. Evet az önce dediğim gibi transfer sezonu boyunca bu mevki için birçok oyuncuyla görüştük. Bir kısmını sizler biliyorsunuz, isimleri zaten çıktı. Ama bir de hiç gündemimize girmemiş, sadece hayal ürünü olan isimler de servis edildi. Amaç beklentiyi farklı şekilde oluşturup, ardında da memnuniyetsizlik duygusunu camiaya yaymaktı. Açıkça bilmenizi isterim ki bu süreçte ekonomik gerçekliklerimize hiç uymayan isimler günlerce kamuoyunun gündeminde kalmış ve beklentiler manipüle edilmiş oldu. Bunun tek yararı başka takımlarla pazarlık yapan o oyuncuların menajerlerine olduğu gibi, zararı da sadece bize oldu. Görüştüğümüz oyuncular bu isimlerle de ilgilendiğimizi düşünüp, daha yüksek ekonomik beklentilere girdiler.
Jota Silva da yaz başından beri görüşmeleri yürüttüğümüz bu 5 kanat oyuncusundan birisiydi. Kendisine ilgimizi belli etmiş ve şartlarını öğrenmek istemiştik. Ama oyuncu sonunda Sporting ile anlaştı. Ülkesinde oynamak istediğini bize iletti. Transferi, evrak işlemlerinin yetişmemesi nedeniyle son anda iptal olunca biz de tekrar devreye girdik. Neyse ki transfer sezonu bitmeden kendisini kadromuza kattık. Jota’nın da yaşı 26. Geçen sezon İngiltere’de tam 38 maça çıkmış bir oyuncu takımımıza dahil oldu. Yeri gelmişken Jota’nın sadece sağ kanatta oynama kabiliyeti olduğu üzerinden eleştiri yapanlardan da oyuncunun futbol kariyerine nasıl başladığını araştırmalarını isterim. İnanın ki ben de tüm taraftarlarımız kadar bazı şeylerin daha erken olmasını istiyorum ve yönetim kurulu olarak bu konuda yoğun şekilde çalışıyoruz. Ama tekrar hatırlatmak isterim ki, bir de işin gerçekleri var. Konuşmamın başından beri yeri geldikçe anlatıyorum. Eldekileri göndermek, kontenjan açmak, geçmişten gelen mali yüklerle uğraşmak, piyasa koşullarının Beşiktaş için uygun hale gelmesini beklemek ve tüm bunların sonunda da bir yaz döneminde 3 değil 5 değil tam 25 oyuncuyla yolları ayırıp, 12 transferi yapabilmek bazen işte böyle zaman alabiliyor. Bir de bazı şeyler sadece parayı vermekle de olmuyor. Oyuncuların kariyer planlamaları, oynamak istedikleri ülke gibi konuları aşamayabiliyorsunuz. Mesela daha önce birkaç konuşmamda Sancho özelinde bahsettiğim gibi biz oyuncunun istediği parayı kabul ettik. Hatta kulübü ile de anlaştık. Ama futbolcu maalesef kariyerine ülkemizde devam etmek istemedi. Bu durumda transfer de olumlu sonuçlanmadı. Yeri gelmişken geçtiğimiz yıl gerçek yerleri olmamasına rağmen kanat rotasyonunda görev yapan Muci ile Joao Mario’ya da emekleri için teşekkür etmek istiyorum. Asıl sorunun geçen sezon başında gerçek mevkileri olmamasına rağmen bu oyuncuları bu pozisyonda konumlandıranlarda olduğunu düşünüyorum. Biz bu mevkide gerçek pozisyonu kanat olan 3 oyuncuyu takımımıza katabilmek ve kontenjanda yer açabilmek için onları başka takımlara kiralamak durumunda kaldık. Kiralama şartlarından az önce bahsetmiştim. Ayrıca Can Keleş’i de Kocaelispor’a gönderdik. Maaşının tamamını yeni kulübü ödeyecek. Kendilerine yeni takımlarında sağlıklı bir sezon diliyorum.
Değerli Basın Mensupları,
Sözlerimi toparlamam ve ısrarla tekrar hatırlatmam gerekirse. Bu transfer sezonunda Beşiktaşımız tam 25 oyuncuyla yollarını ayırmıştır. Bu oyuncuların yerine de 12 yeni transfer gerçekleştirmiştir. Gelen oyuncularımızın yaş ortalaması 25.5’tir. Bu gösteriyor ki bize uzun yıllar hizmet edecek bir iskelet oluşturulmaktadır. Böyle bir tablo karşısında şimdi hepinizin elinizi vicdanınıza koymanızı istiyorum. Sadece 75 gün süren bir yaz transfer döneminde, bir takımın tam 37 futbolcu ile ilgili transfer gündemi olur mu? Görüşülenleri ya da anlaşılamayanları saymıyorum bile. Sadece gerçekleşenlerden bahsediyorum. İşte bizde maalesef oldu. İşin gerçeği olmak da zorundaydı. Açıkçası 75 günde resmileşen 37 transfer demek, neredeyse her 2 günde bir gelen ya da giden birileri olmuş demek. Bu kadar alış satış ve kiralama işleminin; bırakın arama tarama, pazarlık ve müzakare süreçlerini sadece sözleşme gibi kağıt işleri bile başlı başına zaman alan işler. Ama daha bitmedi ve hatta yeni başladık diyebiliriz. Atılan bu temelin üzerine de bundan sonraki yıllarda 4-5 transferle takımımızı geliştirebileceğimize inanıyoruz. Ekranda adı yazan giden oyuncular için kamuoyunun görüşleri ortadadır. Gelen oyuncuların da yaşlarına rağmen kariyerleri, yaptıkları ve kaliteleri ortadadır. Geçmişlerinden daha fazlasını gelecek için bize vaat eden oyunculardır.
Değerli Beşiktaşlılar;
Yapılanmamızın ilk ayağını bu transfer sezonunda tamamladık. Göreve gelirken camiamıza “bize 3 transfer dönemi verin” deme sebebimiz tam olarak buydu. Biz yapıcı olan ve Beşiktaş’a katkı sağlayacak her türlü eleştiri ve fikre de tabi ki sonuna kadar açığız. Bu bizim henüz görevimizdeki ilk sezon başı transfer dönemimiz ve nasıl büyük bir değişim yaşadığımız ortadadır. Eksik kalan noktalarımız tabii ki olmuştur. Ama durmadan dinlenmeden arama tarama çalışmalarımız devam edecek. İhtiyaç duyacağımız mevkilerde katkı sağlayabilecek oyuncuları bulduğumuz an gerek devre arası gerekse de önümüzdeki yaz bu boşlukları da biz doldururuz. Taraftarlarımız hiç merak etmesinler. Tabii bundan sonra söz hocamız, teknik ekibimiz ve futbolcularımızda. Biz yönetim kurulu olarak onların destekçisi olacağız. Şimdi bu oyuncuların uyum süreçlerini tamamlama, birlikte hareket etme ve ortak bir hissiyat yakalama zamanı geldi. Bu oyuncu grubunu sağlam bir takım haline getireceklerinden eminiz. Bu pat diye olmayacak, her geçen gün takım daha da oturacak, takımımız daha da aynı dili konuşur hale gelecek. Geride bıraktığımız milli ara bunun için çok önemliydi ve hocamızın da dediği gibi özellikle bir sonraki milli aranın ardından umuyorum ki işler çok daha rayına oturmuş olacak. Hocamızla beraber, yıllardır eksikliğini yaşadığımız ama bu sezon oldukça güçlendirdiğimiz Türk oyuncu takviyelerimiz de bu konuda aktif rol oynayacaklar ve bu takımın harcını oluşturacaklar. Tüm oyuncularımız da kendilerine duyulan güvenin, onları buraya getirmek için yapılan fedakarlıkların karşılığını vermek zorunda olduklarının farkındalar. Maalesef sezon başında Avrupa kupalarında camiamızı üzecek sonuçlar aldık. Beşiktaşımıza hiç yakışmadı. Futbolcularımızın kendilerine de hiç yakışmadı. Farkındayız. Ben yine de bu konudaki tüm eleştirileri de sonuna kadar üzerime alıyorum.
Yepyeni bir takımın uyum için zamana ihtiyacı oluyor. Mazaret değil ama işin doğasında bunlar olabiliyor. Bundan sonra da ‘inişler ve çıkışlar olmayacak’ diyemem. Ama biz bu süreçleri en kısa sürede aşacak şekilde hazırlandık. Biz bunlardan gerekli dersleri çıkartıp, daha da güçlenerek ayağa kalkıp, önümüzdeki güzel günleri yakalamak zorundayız.
Burada sözü Sergen hocamıza da getirmek istiyorum. Onun ve ekibinin de gelişiyle bu enerjinin daha da hızlı yakalanacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. O, bu camianın efsanesi. Son şampiyon hocamız. Kendisini sizlere daha fazla anlatmaya hiç gerek yok. Lozan maçından sonra kendisini aradım, gece yarısı çıktı geldi. O gece bizimle sadece Beşiktaş konuştu ve başka hiçbir konuya girmedi. Ertesi gün sabah da takımla ilk idmanına çıktı. İlk andan itibaren de eli değmeye başladı, farkını giderek daha da hissettirecek. Ben bundan eminim.
Bununla birlikte Ole Gunnar Solskjaer’e de teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Geçtiğimiz sezon ortasındaki sıkıntılı zamanlarımızda bu görevi kabul etti ve belli bir enerjiyi de takımımıza getirdi. Çalıştığı süre boyunca elinden geleni yaptı. Kendisine bundan sonraki kariyerinde başarılar dilerim.
Değerli Basın mensupları,
Hepinizin kulağına gelmiştir. Mutlaka birazdan soracaktınız. Serkan Reçber ile Futbol A Takımı Genel Koordinatörü olarak anlaşmış bulunuyoruz. Kendisi benim bugüne kadar Ümraniye’de yaptığım işleri yapacak. Takımımız, teknik heyetimiz ve yönetim arasında köprü görevi görecek. Serkan Reçber’e yeni görevinin hayırlı olmasını temenni ediyorum ve başarılar diliyorum. Scout direktörümüz Graff da aynı şekilde görevini yapmaya devam edecek. İkisinin birbirini tamamlayan bambaşka görev tanımları var. Bu vesileyle bu yeni gelişmeyi de sizlere aktarmak istedim. Ben buradan taraftarlarımıza da seslenmek istiyorum.
Kimse unutmasın ki ligde henüz sadece 3 maç oynadık ve 2 galibiyet aldık. Bu sezon daha yeni başlıyor bizim için. Dediğim gibi iniş çıkışlarımız elbette ki olacak. Ama ben herkesten bu takıma inanmalarını ve onlara desteklerini her zamankinden daha çok hissettirmelerini istiyorum. Başarıya ulaşabilmek için pozitif havayı elimizin değdiği her alana birlikte yaymamız gerekiyor. Güçlerini gücümüze katsınlar. Özellikle sahada mücadele eden oyunlarımızdan desteklerini esirgemesinler. Yeri gelsin bizi eleştirsinler, ama sahada mücadeleden vazgeçmemeye yemin etmiş oyuncularımıza son ana kadar destek versinler.
Saha içinde zor anlar olabilir. Ama bu oyuncu grubu ve bu teknik heyet; bu taraftardan bu enerjiden beslendiği sürece hepsini teker teker aşacak azme ve kaliteye sahip. Her şeyden önce burada olmanın ne demek olduğunu anlayan pırıl pırıl bir ekip oluştu. Şimdi hepimize düşen bu gruba destek vermek. Ahmetçi Mehmetçi, Şenolcu, Sergenci, Serdalcı ya da başka birileri için kişisel hesapları yapanlara prim vermeden güzel bir sezon için el ele vermemiz gerekiyor. Ben ocak ayına kadar herkesi sakinliğe ve sadece sahaya odaklanmaya davet ediyorum. Özellikle hiçbir kişinin ya da grubun takımımız üzerinden siyaset yapmaması gerekiyor. Kimse kendi çıkarları için oyuncularımızı bu işlere karıştırmasın. Hepimizin artık sahaya konsantre olmaya ihtiyacımız var. Gelenler geldi, gidenler gitti. Yeni bir hocamız var. Başka hedefleri olanlar varsa da bunu şu ana kadar yaptıkları gibi değil, ekim ayındaki mali kongremizde mertçe ortaya çıkarak yapsınlar.
Unutmayalım ki başarıyı yakalarsak bu Beşiktaşımız başarısı olacak. Bundan hepimiz mutlu olacağız ve hepimiz gurur duyacağız. Ben en kısa sürede bu havayı yakalayacağımıza, Başakşehir maçındaki enerjinin camiamızın her unsuruna yayılacağına ve camianın gücünü arkamızda hissedeceğimize inanıyorum. Son söz olarak da buradan Federasyonumuza, Merkez Hakem Kurulu’na ve PFDK’ya seslenmek istiyorum. Sizlerin 1 numaralı görevi ülke futbolunda adaleti sağlamaktır. Her düdüğün her statta aynı standartta çalınmasını garanti altına almaktır. Alacağınız kararlarda, vereceğiniz cezalarda, hakem yönetimlerinde ve tüm uygulamalarınızda her renge eşit şekilde davranmaktır. Biz bu isteğimizi geçtiğimiz günlerde bizzat TFF binasına giderek, federasyon başkanı ve MHK başkanı ile yüz yüze görüşerek de dile getirmiştik. O yüzden buradan da rahatlıkla tekrar ediyorum. Ben geçtiğimiz sezon 9 aylık başkanlık dönemimin 6 ayını cezalı olarak geçirdim. Bu sürede özellikle 3 takımın sinir uçlarıyla özenle oynandığını gördüm. Beşiktaşımızla birlikte Trabzonspor ve Rize’nin de herkesten daha fazla mağduriyetler yaşadığına tanık oldum. Şimdi yepyeni bir sezonun başındayız. Buna rağmen bu standart konusunda biz ciddi sıkıntılar görmeye başladık bile.
Başakşehir maçı da dahil olmak üzere şu ana kadar lehimize ve aleyhimize verilen kararlar için bugün pozisyon pozisyon bir değerlendirme yapmıyorum. Ama biz artık rakiplerimizin maçları da dahil her maçta verilen penaltıları, kırmızı kartları, iptal edilen golleri, VAR müdahalelerini hatta oyun içindeki faulleri bile takip ediyoruz. Tüm kararları oluşturduğumuz yeni sisteme kaydediyoruz. Söyleyeceğim şey, bu kararlar farklı statlarda da aynı kriterlerde verilmezse buna asla tepkisiz kalmayacağımızdır. Futbolcularımıza gösterilen kartlar daha basit çıkıyorsa ve bunlara verilecek cezalar farklı takımların bugüne kadar almış olduklarının üzerinde olursa buna karşı sadece yönetim kurulu olarak değil, tüm camia olarak sesimiz oldukça yüksek çıkacaktır. Hepimiz gördük ki son maçta Orkun’un kendisine yapılan kasıtlı müdahaleden sakatlanmadan kurtulabilmesi gerçekten büyük bir şanstı. Allah oyuncumuzu korudu. Gösterdiği refleksin karşılığında da kırmızı kartı gören bizim oyuncumuz oldu. Şimdi biz bu durumun devamını dikkatle izliyor olacağız. Verilecek cezada hangi unsurların göz önüne alınacağını tek tek soracağız. Hiç beklemiyoruz ama olası bir yanlış karar için savunmamız çoktan hazırlandı. Ayrıca özellikle bu pozisyonda VAR hakeminin nasıl olayın içine dahil olduğunu anlamakta güçlük çekiyorum. Maç sırasında gerçekten müdahil olması gereken farklı pozisyonlarda ortalıkta gözükmeyen VAR hakemi, bitmiş kapanmış hakem tarafından gerekli kartlar da gösterilerek kapatılmış bir durumun içinde nasıl bir anda ortaya çıkıverdi biz anlayamadık. Dün açıklanan VAR kayıtlarına dikkatlice baktım. Orta hakemle aralarında elle tutulur tatminkar bir diyalog bile geçmemiş. Bu nedenle bir kez daha tekrar ediyorum. Biz artık geçmişten gerekli derslerin alınmasını ve bu şekilde de daha adil bir yönetim ve daha istikrarlı kararlar istiyoruz. Bu isteğimizi bir kez daha tarihe not olarak bırakıyoruz. Ben önümüzdeki uzun sezonda takımımıza ve teknik heyetimize başarılar diliyorum. Sakatlıksız ve sağlıklı bir sezon olmasını temenni ediyorum. Katılım gösteren siz değerli basın mensuplarına ve zamanlarını ayırıp bizi takip eden Beşiktaşlılara çok teşekkür ediyorum.”
Konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını cevaplayan Başkanımız Adalı şunları söyledi:
“Denetim Kurulu araştırmasına devam ediyor, biz de ediyoruz. Bu konu savcılıkta. Eminim gereken yapılacaktır. Beşiktaş’ın bir kuruşuna kim tecavüz ettiyse peşinde olacağım. Bu görevde olayım olmayayım, hiç önemli değil. Ben buraya çok emek verdim, çok fedakarlıkta bulundum. Cebinden para verip, almadan arkasına dönen birkaç yönetici oldu. Onların hakkı, milyonlarca Beşiktaşlının dişinden tırnağından ayırdığının hakkı için konunun sonuna kadar takipçisi olacağım. İlgili bilgi ve belgeleri savcılığa yolladık.
Ole hocayla yollarımızı ayırma konusunda bir hafta geç kaldık diyebilirim. İlk Lozan maçından sonra ayrılık kararı vermiştim. Hazırlık maçlarından sonra hoca yollayarak tarihe geçmek doğru gelmedi bana. Ole hoca bize enerji getirdi, derbi kaybetmedi. İlk Lozan maçında transferlerimizin çoğu sahadaydı. İkinci maçtan yarım saat sonra vedalaştık.
UEFA Finansal Fair-Play konusunda ceza aldı. Geçmiş dönemde yapılan limit üstü transfer nedeniyle kulübe ceza geldi. Onun dışında UEFA’yla herhangi bir sıkıntımız yok. Geçtiğimiz sezon yapılan yanlışların cezası geldi. Şu anda içinde bulunduğumuz dönemi kapsayan sıkıntılı bir durum yok.
Daha düşük bütçeli, genç oyunculardan kurulu bir takım kuracağız demiştik. Ona göre plan yapmıştık. Gayrimenkul projesinin gerçekleşebilir olduğunu görünce cesaretimiz arttı. Şu andaki gelirlerimizle yaptığımı transferleri ödeyecek gücümüz olacak. Transfer ödemelerini vadeye yayma sebebimiz gayrimenkul projesinin devreye girecek olmasıdır. Camianın durumuna bakınca bu seneden transferleri yapmaya karar verdik. Hepsinin ücreti zamanı geldiğinde ödenecektir.
Biz transferlerimizi direkt kulüplerle gerçekleştirdik. Direkt futbolcunun menajeriyle görüştük. Ben burada olduğum sürece aradaki menajerlerle çalışmayacağım. 10 aydır en büyük mücadeleyi o tip menajerleri buradan temizlemeye verdik. O menajerleri buraya sokmayacağım. Onun için scout departmanı var. O nedenle futbol koordinatörü alıyoruz. Beşiktaş’ın bir oyuncuyu alması için kimseye ihtiyacı yok. Beşiktaş, kulübüne gider, bu oyuncuyu istiyorum der, futbolcunun menajeriyle direkt konuşur. Menajer söylemleriyle haber yapılmamalı.
Önder Özen’le birkaç defa ciddi şekilde konuştuk. Kendisini takdir ediyorum. Geçmişte Beşiktaş’ta önemli işler yaptı. Böyle bir sonuç ortaya çıktı. İnşallah başka bir dönemde olur. Bu sezonu Serkan Reçber’le geçireceğiz. İnşallah o başarılı olur ben de daha az Ümraniye’ye giderim.
Ole’ye sene sonuna kadar olan maaşını ödeyeceğiz, başka bir ödeme yapmayacağız. Ödemesini normal maaş şeklinde alacak.
Beşiktaş, her maçtan sonra iyi kötü, her şeye itiraz eden bir kulüp değil. Hakkımızı aramıyor gibi yorumlanmasın. Başakşehir maçından sonra ilgili makamlarla gerekli görüşmeleri yaptık. Efendiliğimizi hiç bozmayız. Gerektiğinde çok büyük kavga da veririz. Orkun için geç kalındı söylemi oldu ama sevk olmadan neye göre sevk olduğunu bilmeden neye itiraz edecektik? Çok ilginç bir durum olmadıkça klasik başkan, yönetici modelini görmeyeceksiniz. Taraftarın gazını alma söylemini doğru bulmuyorum. Taraftarımız neyi neden yapıp yapmadığımızı çok iyi anlayacak durumdadır.
23 yaşaltı transferine vaktimiz kalmadı. Elimizde bu yaş grubu için ciddi bir listemiz vardı.
Ole hocayla hava değişmişti. Sergen hocayla bambaşka bir hava var. Herkes çok daha mutlu. Bazı oyuncuların kendine olan güveni daha da arttı. Gördüğüm kadarıyla herkes mutlu.
Geçtiğimiz haftalarda Divan Kurulu başkan adayı Ahmet Ürkmezgil’le protokol imzalandı. İmzalanan proje bizim gündemimizdeydi. Uğur Fora’nın projesiydi. Ürkmezgil geldi, bu projeyi ben yapayım dedi. Seçilsem de seçilmesem de yapacağım diye taahhüt et, gel yap dedim. Üzerine konuşuşan yer, yıllardır boş. Bir kişi çivi çakayım demedi. Bunun eleştirilecek bir tarafı yok. Kim divan başkanı seçilirse başımın üstünde yeri var. Bütün başkan adayları benim tanıdığım, sevdiğim insanlar. Bütün adaylar gelsin hep beraber Akaretler’i inşa edelim. Bu konu üzerinden ne bana ne de yönetimdeki insanlara ağır eleştiriler yapıyorlar. Önemli olan Beşiktaş’a bir şey kazandırmak. Yapmadıkları gibi yapanı da eleştiriyorlar. Geldiğimiz nokta bu. Buranın 40-50 milyon lira maliyeti var. Bölsünler sekize yapsınlar. Yoksa biz zaten yapacaktık. Bu konu divan seçimini etkiler söylemine katılmıyorum.
O günkü ortam Sergen hocanın gelmesine imkan vermemişti. Yerli hoca olarak Sergen hocayla çalışacağımı söylemiştim.
Fon konusunu savcılığa taşıdık. Sonucu alacak makam savcılıktır. Detaylı bilgiyi Denetim Kurulu açıklayacaktır.
Lig iki takıma kalmaz. Gayrimenkul projelerini, transferleri bu nedenle yapıyoruz. Kim ne derse desin, inşaat işleri devam edecek. Takımlar kendi gelirlerini, giderlerini karşlar şekle getirene kadar rakiplerimiz ne yapıyorsa fazlasını yapacağız. Beşiktaş’ın olduğu yerde kimse yalnız kalamaz. Beşiktaş’ın hedefi her zaman bellidir.
Yeni ve iyi bir takım kurduk. Sergen hocanın elinde bu takım çok başarılı olacak. Eksiklerimiz tamamlanacak. Oyuncu grubunun takım olması için süreye ihtiyaç var. Hocamıza güveniyoruz.”
