Başkanımız Ahmet Nur Çebi ’den Açıklamalar
Başkanımız Ahmet Nur Çebi, gazetecilere verdiği iftarın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Çebi’nin açıklamaları şöyle:
“A şıkkı, ligden çekilen kulüplerin maçları baştan itibaren silinsindi, B şıkkı da şu anda uygulanmakta olan sistemdi. Benim de olduğum Kulüpler Birliği toplantısında 7 kulüp A şıkkını düşünüyordu. Daha sonra yazılı görüşler beklendi. Bizim gibi düşünenler yazılı görüşte 6’ya düştü.”
“Başka konularda UEFA ne der, bu konuda UEFA bizi bağlamaz. Bu çifte standart olmaz”
“Federasyon başkanı, Kulüpler Birliği’nin federasyona yazdığı yazının değiştirilmiş haliyle açıklama yapmıştır. Biz bu işin peşinden sonuna kadar gideceğiz. Biz ligin bu şekilde tescil edilecek olmasını doğru bulmuyoruz. Adaletli olduğunu düşünmüyoruz. UEFA diyor ki “Her ne sebeple olursa olsun, bir kulüp ligden çekilirse o ana kadar oynadığı maçlar oynanmamış kabul edilir”. TFF, geçmişte alınan bazı kararlar vardı, onlara baktım diyor. Ben çocukken galibiyet iki puandı, şimdi üç puan, demek ki bunlar değişebiliyor. Yönetmeliklerin bir tanesi diyor ki “Federasyon yönetmeliğinde yazılı olmayan herhangi bir konu gündeme gelirse bu konuda federasyonun almış olduğu karar geçerlidir”. Genel kurulda bir kişi bunu yönetmeliğe geçirmeyi düşünememiş. Her türlü muhtemel afetle ilgili sezon öncesi yönetmeliği hazırlarsınız kimsenin itirazı olmaz. UEFA, bağlı olduğumuz bir kuruluş. “Afet oldu vergi borcu yoktur yazısı istemeyin” diyoruz, “Olmaz UEFA’ya bağlıyız, UEFA istiyor” diyorlar. Başka konularda UEFA ne der, bu konuya gelince UEFA bizi bağlamaz. Bu çifte standart olmaz. Adaletsizlik var.
İşin ekonomisini bir tarafa bırakın. Ben deplasmanda iki maç fazla oynayacağım. Kendi sahanda oynadığında taraftar desteğiyle 12 kişi oynuyorsun. Sen bu avantajı benim elimden alacaksın, sonra ligi tescil edeceksin. O zaman deplasman sayısını eşitle, nasıl yapacaksan yap. Madem bu kadar akıllısın, bunu buldun, yap.”
“Antidemokratik bir uygulamayla karşı karşıyayız”
“Deprem dönemi bir arkadaşımız federasyonun almak üzere olduğu puan kararıyla ilgili soru sormuştu. Zamanı mı diye eleştirdiler. Federasyon zamanı olmadığı halde oturmuş gündeme almış. Demek ki tartışılabiliyor. O eleştiriyi federasyona yapmak lazım. O günlerde ligi öteleyen federasyon, böyle önemli bir kararı almak için kamuoyunda tartışılmasını beklemeliydi. Tartışılsaydı biz bugün daha sessiz kalabilirdik. Kararın oldu bittiye getirildiğini düşünüyoruz. İyi niyetli olunmadığını düşünüyoruz. Fenerbahçe ve Galatasaray’ın bizim isteklerimize muhalif olduklarını, eğer bizim dediğimiz olsa bu iki kulübün tepki göstereceklerini iyi biliyorlardı. Dolayısıyla bunlar perde arkasında konuşuldu, Kulüpler Birliği’nde laf olsun diye gündeme alındı ve bu karar çıkarıldı. Bu kararı art niyetli buluyoruz. Bu kararı yeniden yönetim kurulu gündemine alın talebimiz oldu. Gelen cevapta gündeme almaya gerek görmemişler. Oldu bittiye getirtmeyiz. Beşiktaş 120 yıllık bir camia, federasyondan daha eski bir tarihe sahibiz. Bize yapılan kamuoyunu meşgul etmeyin söylemi doğru bir şey değildir. Beşiktaş’ın adaletsiz bulduğu bir konunun tartışılmasını istemeye verilen kamuoyunu meşgul etmeyin cevabı hoş bir ifade değil. Bu da bizi son derece rahatsız etmiştir. Kulüp açıklamalarımız oldu, açıklamaların ardından hak mahrumiyeti cezası aldık. Kulübümüzü temsil edebilmek adına bu cezayı para cezasına çevirdik. Sonuç olarak antidemokratik bir uygulamayla karşı karşıyayız. Biz bunu kabul etmiyoruz, sonuna kadar gideceğiz. Beşiktaş’ın taleplerine kimse kamuoyunu meşgul etmeyin, nokta koydum diyerek cevap veremez.
Kulüpler Birliği toplantısında bu konu gündemdeyken benim ses çıkarmamam şeklinde bir durum kesinlikle söz konusu değil. Ben bu karar çıkmadan önce ses çıkarttım ve yazı gönderdim. 10 Şubat’ta yazı gönderdik. Bizim yazdığımız yazıyı dikkate almamış ki. Söylemekten öteye gitmiş, yazmışız, bunun yanlış olduğunu ifade etmişiz. 9 Şubat’ta Kulüpler Birliği ile federasyon arasında toplantı yapıldı. Toplantı sonucunda federasyon başkanı iki alternatif var dedi. Niye iki alternatiften biriyle devam edeceğiz demedi de sadece iki alternatif var diyerek evine gitti? Neden acele karar alıyorsun, beni ve kamuoyunu önce ikna et.”
“TFF kurulları bağımsız değil”
“TFF kurullarının bağımsız olmadığını ifade ediyorum. Kurulların TFF yönetim kurulu seçilirken ayrıca seçilmeleri lazım. TFF başkanı ve yönetim kurulu koltuklarına oturduktan sonra, “Sen benim dostumsun seni PFDK’ya koydum, seni tahkime koydum” diye hareket ediyor. Arkadaşlar bunun neresi bağımsız? Bu kurullar bağımsız falan değil. Federasyonun istediği tahkime gitmemiz ve kendilerinin doğru olduklarını orada tescil ettirmek. Ondan sonra her konuştuğumuzda “Tahkime gittiniz, tahkimin kararı var” demek. Biz bunu onların eline vermek istemiyoruz. Ben adaleti kamuoyu önünde kovalayacağım. Tahkimi bizim önümüzü kesmek için kullanacakları bir argüman olarak görüyorum. Tahkim benim için geçersiz. Yönetmelik diyor ki, “Eğer bir konu yönetmelikte yoksa bunun yerine federasyon karar alır, aldığı karar da geçerlidir”. Tahkimin adaletli bir karar verme şansı yok. Yönetim kurulunda bu konu tartışıldı mı, kim ne söyledi, kayıt var mı? Varsa yayınlasınlar. Görelim kimler neler demiş. Karar oy birliğiyle mi alınmış? VAR’ı açıklayamazsınız, içerideki konuşmaları açıklayamazsınız, siz kimsiniz, siz bizim adımıza iş yapıyorsunuz. Çıkın ortaya açıklayın. UEFA’ya “Tavsiye kararınız burada dikkate alınmamıştır, görüşlerinizi rica ediyoruz” diye yazacağız. Muhtemelen onlar da federasyonunuz karar verir diyeceklerdir ama tarihe not düşmüş olacağız. Her şeyin en iyisini ve ilkini Beşiktaş yapar.
Tabloyu önlerine aldılar. Burada adalete bakmadılar. Kimler bundan etkileniyor kimler etkilenmiyor kimler olumlu kimler olumsuz... Fenerbahçe ile Galatasaray'ın olumlu etkileneceğini düşünerek karar verdiler ve geçtiler. Çok basit. İstiyorsanız şöyle yapalım; TFF'den rica edelim. Yapsın bu uygulamayı, bizim istediğimize bakalım ne ses gelecek? Cesaretleri varsa yapsınlar.”
“Alınacak her türlü karar bu karardan adil olur”
“Fenerbahçe’nin hocası play-off istedi. Başkanı ağzını bile açmadı. Bir defa orası bir netleşsin de. Öyle bir şey yok. Ali Bey'e sordum ben Kulüpler Birliği'nde. Yok öyle bir şey abi dedi, kapandı konu. Onu onlara soracaksınız. Bu sorunun muhatabı ben değilim. Alınacak her türlü karar bu karardan daha adil olur. Onu söyleyeyim size. Bu modelden daha adil olur. Şu anda uyguladıkları modelden hangi modeli uygulasalar daha adil olur. Dolayısıyla UEFA'ya, yani bu tarz biz karar aldık, onlar bize karışamaz falan gider yapan bir tarz. TFF Başkanı ile benim mücadelem burada. Ben kulüp başkanı, o TFF Başkanı olduğu sürece devam edebilir bu çok doğal bir şey. Saygıda kusur etmedikten sonra. Bittikten sonra görevlerimiz birbirimizle dost olacağımıza şüphem yoktur. Dolayısıyla ben hiçbir şekilde şahsileştirmiyorum. Ancak 120 yıllık bir kulübün gündeme getirdiği konu hakkında bu konu kapanmıştır, daha kamuoyunu meşgul etmeyin diyemezsiniz. Senin kamuoyu dediğinin üçte biri zaten Beşiktaşlı. Ne hakla bunu söyleyebiliyorsun? Ben buna incindim kırıldım. Yoksa öteki türlü biz bir şey söyleriz, o başka fikirde olabilir ama konuyu kapatın şeklinde dikte edemezsiniz. Geldiğin gün bile elini masaya vurmaya kalkıyorsun. Burası Beşiktaş. Size oturduğunuz makam gereği abi dedik, başkan dedik, herkes bir yerde duracak. Fazlası zarar.
Şimdi federasyon bizim talebimizle ilgili "Biz karar aldık, geçtik. Konu bitti, tanımıyoruz" diyor. Dolayısıyla biz de ligin tescilini tanımayız, olur biter. Herkes birbirini tanımıyorsa biz de tanımayız. Temel Dursun'a demiş ya sen beni tanımıyorsan ben seni hiç tanımıyorum diye böyle bir fıkra var. Benim bu tescil edilmeyi tasvip etmediğim bir durumda federasyon ne kadar kendini rahat hissedecekse o kadar hisseder. Ben başka ne yapabilirim ki?
Kulüpler Birliği içerisindeki bazı kulüplerimizin fikir değiştirmeleri, daha sonra kendilerini arayanların baskılarıyla çekimser kararlarını tekrar yazıp federasyona göndermeleri ve bunu Kulüpler Birliği üzerinden tekrar yapması bence hoş olmadı. Kulüpler Birliği’nin en azından şunu yapması gerekirdi. Cuma günü saat 17.00’ye kadar cevap vermediniz. Pazartesi günü gönderdiğiniz bu yazılı fikir değişikliğinizin sebebi ne ola ki bu böyle oldu? Dolayısıyla ben bunları ekleyip TFF’ye göndermiyorum demesi gerekirdi. Siz cuma günü 17.00’ye kadar gönderin diyorsunuz. 17.00’ye kadar size gelmiyor. Gelmeyenleri yazıyorsunuz ve TFF’ye gönderiyorsunuz. Sonra pazartesi günü diğer arkadaşlar size bir yazı gönderiyor. Bana göre, ben Kulüpler Birliği başkanı olsaydım şunu yapardım. Beyler kusura bakmayın. Ben bu ifadeleri saat 17.00’ye kadar istemiştim. Bu saatten sonra bunlar geçersizdir. Ben bir şeyin altına imza attım, çekimser olduğunuzu TFF’ye bildirdim. Söylenmesi gerekmiyor muydu? Orada da sıkıntı var ama bunu sayın Ali başkan ile yüz yüze konuşmak istiyorum. Onun vereceği cevaba göre bu kararı vereceğim.”
“Birileri seçildi diye sessiz kalmayız”
“Görev yapan bir federasyon var. Kendileriyle istemeyerek de olsa bir çatışma var. Verdikleri kararı doğru bulmadığımız için çatışıyoruz. Bu kadar ısrar edeceklerse de Beşiktaş’a zarar verecek kişileri ben federasyonun başında görmek istemem. Dolayısıyla da destek tabii ki olmam. Ama tekrar seçilir, gelir hizmet eder, seçilene de saygımız sonsuzdur. Birileri seçildi diye biz sessiz kalamayız. Hakkımızı arayacağız.”
“TFF Başkanı’nın tarzını kabul etmiyorum”
“TFF Başkanı Galatasaraylı olabilir. Bir evvelki Nihat Özdemir Fenerbahçeliydi. Ondan evvelki Yıldırım bey Beşiktaşlıydı. Dolayısıyla TFF futbolun içinden gelenlerden olacaktır. Bunların bir yerlerde üye olmalarına bakarak bunları yargılarsak baştan hata yapmış oluruz. TFF Başkanının Galatasaraylı olmasından şahsen rahatsız olmuyorum. Nihat Özdemir de Fenerbahçeliydi ama ikisinin çok ince bir farkı var. Biri bizleri çok nazik bir şekilde ikna etmek için günlerce uğraşırdı. Gönlümüzü almaya çalışırdı. Gerçekten ikna etmek için uğraşırdı. Ben takımına bakmam sadece tarzına bakarım. Eğer orada oturan genel kurul üyesi, federasyon başkanı Beşiktaşlı olsa ve bu tarzı sergilese ben yine bu tepkiyi gösteririm. Benim tepkim renklere formalara değil, tarza bakarım. Ben tarzı kabul etmiyorum. Biz Beşiktaşlıyız. 120 yıllık bir kulübüz. Biz kamuoyunu meşgul ederiz. Sen bizimle meşgul olacaksın. Çok rahatsız oluyorsan vaktini harcayamıyorsan, vaktini harcayacak birilerini oraya koyacaksın. Ya da vaktini harcamaya devam edeceksin. Ben bu konuda vakit harcamam konu kapanmıştır demek, kamuoyunu meşgul etmeyin demeyi doğru bulmadım. Benim asıl sıkıntım, üzüntüm bu.”
“Kimse benden susmamı beklemesin”
“Spor kulüplerinde maddiyatın olduğu kadar maneviyatın da önemli olduğunu biliyoruz. Kupalar bedelsizdir. İşin ekonomisine girdiğimiz zaman depremden kaynaklanan bir konuda işin parasını kovalayan bir kulüp olmak istemiyoruz. Ama camiasına haksızlık edilen bir başkan olarak kimse benden susmamı beklemesin. Bizim yaşadığımız asıl sorun, alınan karar kadar üsluptur. Üsluptan rahatsızız. Beşiktaş JK’yı kamuoyunda herkes dinlemek zorunda meşgul ediyorsa da edecektir. Ben Fenerbahçe’yi de büyük camia görüyorum, Galatasaray’ı da. Her takım benim için büyüktür. Her camiadan gelebilecek ses sonrası konu kapanmıştır demek doğru değildir. Kamuoyunu meşgul etmeyin gibi bir ifade, kabullenmeyeceğim bir ifadedir. Sonuna kadar da bu ifadenin yanlışlığını gerekiyorsa özür gelene kadar devam ettireceğim.”
“Valerien Ismael’i çok yıprattılar”
“Şenol Güneş puanlara baktığınızda başarılı. Şenol Güneş’in Valerien İsmail’den iyi olduğunu kabul etmek durumundayım. Ben Valerien Ismael’i başarısız bulmadım. Valerien Ismael’i kamuoyunda çok yıprattılar. Çok yordular. Adamcağız şaşırdı buradan giderken. Bunu ben bizzat yaşadığım için söylüyorum. İstemeyen çok kişi vardı burada. Sürekli eleştirdiler. Acaba eleştirildiği için mi adam demotive oldu da gitti, başarısız oldu yoksa başarısız olduğu için mi eleştirildi? Hani yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan, onu herkesin takdirine bir kez daha bırakıyorum.”
Futbol A Takımımızla İlgili Açıklamalar
“Sahaya çıkan kadrolar oldukça iyi. Birbirine daha adapte olmuş vaziyetler daha başarılı gidiyorlar. Mümkün olduğu kadar bu kadronun bozulmamasını tercih ediyoruz. Ama işin ekonomisi ve kontratlar var. Bizim bir de Beşiktaşımız var. Onun menfaatleri var. Her şey gördüğünüz iyi yemek, iyi yerde eğlenmekle olmuyor. Elinizi cebinize atacaksınız. İki restoran var. Birinde hamburger satıyorlar, birinde pizza. Biri 10 Euro ötekisinde 9.90 varsa oraya gideceksin. Kulüplerin ekonomileri ve kontratları ile futbolcularınızın isteklerinin birbiriyle nasıl beraber türetebileceğini görmek lazım. Zaten idarecilik ve yöneticilik, başkanlık budur. Masuaku ile yola devam etmeyi planlıyoruz. Planımız bu. Ama planlarla icraatlar ve sonuçta çıkan sonuçları sonra görüyoruz. Planlamak sonuç almak anlamına gelmiyor. Ama gönlümden geçen iyi bir futbolcu. Başarılı bir çocuk. 28 yaşını daha yeni bitirmiş. Beşiktaş'ta geleceği olabilir, faydası olabilir bize. Redmond'a gelince. Onun kontratı çok farklı. Hiçbir opsiyon yok, oturup pazarlık edeceğiz. Çok iyi taraf şu; çocuk bizimle beraber yola devam etmek istiyor. Müjdeli haber bu. Soğuk olabilirdi, gitmek isteyebilirdi. En iyi tarafı şu; geri dönmek istemiyor. Ben burada kalmak istiyorum diyor. O zaman herkes elinden geleni yapacak. O da yapacak biz de yapacağız kulübü de yapacak. İstek varsa yola çıkılır. Yoksa hiç yola çıkmayın. Redmond'da bu var.
Dele Alli’nin sakatlığı geçici bir sakatlık. Futbolda olağan sakatlıklar. 20 gün, 30 gün, 40 gün neyse. Bu, futbolcunun kronik sakat olduğu anlamına gelmez. Dele Alli'nin ne kadar büyük bir futbolcu olduğunu benden çok sizler de biliyorsunuz. Ama bir evvelki sene başlayan düşüşü maalesef toparlayamadı. Özünde çok iyi bir insan. Çok iyi bir futbolcu olduğunu da düşünüyorum. Sadece aradığını bulamadı. Bulamadığı için forma giyemedi. Bu kısır bir döngü. Kırılması lazım. Dele Alli ile ilgili işin ekonomisi uygun olursa ben şahsen hocayla konuşurum. Ama bugün için şartları ağır ekonomik olarak. Ben söyleyeyim. Bonservisiyle ilgili ve kendisiyle ilgili bugün akşam Ceyhun Bey'e talimat verdim. Sıfır bonservis ise bu arkadaş bizimle top oynamak istiyorsa gelsin. Bir sene daha beraber şansımızı deneyelim dedim. O şansı hak ettiğini düşünüyorum. Efendiliğiyle saygınlığıyla, böyle bir durumumuz var. Dele Alli bizde top oynamak istiyorsa, ekonomisini uydurabilirse şansımızı bir sene daha deneyebiliriz Beşiktaş'a ağırlık olmamak kaydıyla.
Romain Saiss’in kontratı var. Sahaya çıkıyor antrenmanını yapıyor, maaşını alıyor. Sakatlanmadığı sürece de antrenmanlara çıkıyor. Şenol hocanın Beşiktaş’ın menfaati için birilerini tahrik edici huyları vardır. Oyuncuyu harekete geçirmek için yaptığı art niyetsiz çok hoş tavırları vardır. Tanıyan bilir. Ben Saiss ile ilgili kulübe gelen sorun işitmedim.
Mali disiplin kararını yönetim kurulu ve başkan verir. Ben burada oturuyorum ve bir değişiklik yok. Sapma oldu, gidenlerin yerine gelenler oldu. Gidenlerle gelenleri aynı derecede tuttuğumuzu açıkça beyan etmek istiyorum. O konuda bir taviz vermek söz konusu değil. O kararı ne Valérien Ismaël verir ne de Şenol Güneş verebilir. Onlar takımı teknik anlamda, taktik anlamda çalıştırırlar. Bize ve futbolculara tercihlerini iletirler. Orada bütçe bize ait bir operasyondur. Bunun hesabını biz veriyoruz. Ama hocaların söylemleri, istekleri, futbolcu tercihleri, oynatacakları oyunlara göre önemlidir. İkisini beraber yürütmenin yolunu bulmalıyız.”
“Sponsorluk konusunda görüştüğümüz kıymetli isimler var”
“Sponsorluk konusunda dört tane daha kıymetli isim var. Birileri bu dediğiniz Rus firması, bir tanesi Kore. Bir tanesi Kazakistan. Bir tanesi yine İngiltere diyeyim. Aynı seviyede kalsalar zaten içeriden bir tanesine kura çeker, seçeriz. Birbirlerinden biraz farklılar. Ama geride olan bir süre sonra diğerinin önüne geçebiliyor. Tatlı bir rekabet var. İnşallah işimize gelir. Hayırlısı olsun bakalım. Söylenmesini diğer firmalar hoş bulmayabilir. Çünkü onlar yarışma içindeler. Yarın o yarışı kaybettikleri zaman isminin orada geçmiş olmasından rahatsız olabilirler. Biz de onlara karşı biraz dikkat edelim.”
“Yeni hakemlere görev verilmesinde fayda görüyorum”
“MHK Başkanı değiştirilerek bunlar son buluyor olsaydı, bugüne kadar değişmelerden yüz kere son bulurdu. Demek ki bu olmuyor. İkincisi hakemlerle ilgili ben kararımı fikrimi daha doğrusu, ben ve yönetim kurulu olarak zamanında açıkladım. Evvel yönetici arkadaşlarımla yine buradaydım, kulüpteydik. Alınmış olan eski hakemler, şimdi burası hassas, cümleyi düzgün kurayım. Biraz bazen Karadenizli dili konuşuyorum ama doğru olmuyor. Ben hep yeni bir sayfanın açılmasını istedim. Yenileri gelsin istedim. Çünkü eski hakemlerimizle ilgili, eski derken eskiden beri görev yapan hakemlerimizle ilgili Fenerbahçeli diyor ki; A maçına geldi elimizden kupayı aldı. Galatasaray diyor ki B maçına geldi, bizi yaktı. Beşiktaşlılar diyor ki bunların yüzünden biz işte şöyle kaybettik, böyle kaybettik. Öteki başka bir şey değil mi? Yani bunlar artık sıkıntılı isimler. Anlatabiliyor muyum? Bunların yerine yenisinin gelmesiyle ilgili o günkü federasyonda Nihat Bey vardı. Servet Yardımcı vardı, söyledim. Sonra birdenbire bunlar oturdular, karar verdiler. Bir sürü hakemlerin gidip yenilenmesiyle yenilerin gelmesiyle kapı açıldı. Fakat daha sonra hakemler işte tahkime gittiler. Orada ne hikmetse bunların geri gelmesine karar verildi ve sonuç itibarıyla o gün futbolda hakemlerle ilgili problemin çözüleceği bir dönem başlamışken daha ilk ayında sonlandırıldı. O günden bugüne de iflah olmayan hakem problemleriyle iç içeyiz. Yani ben o hakem kötü falan demek istemiyorum. Öyle bir şey yok. Eski hakemlerin kötülük yaptığını falan da söylemek istemiyorum ama artık bunlar kamuoyunda tartışıldığı zaman yıpranıyorlar. Bu sebeple yeni bir beyaz sayfa açılıp yeni hakem arkadaşların göreve gelmelerinde fayda görüyorum. Başka da türlü bu işin çözümü yok. Lale Orta'ya gelince Galatasaray, Lale Orta'ya söylüyor. Fenerbahçe hakemleri söylüyor. Kayıkçı kavgası. İki takımın yaptığı da bence kayıkçı kavgası. Biliyorlar. İşlerine geliyor. Böyle konuşuyorlar. Aslında ikisi de mutlu, mutsuz olan diğer takımlar. Lale Orta'yı da ben geçen tebrik ettim.
Onu istemiyorsunuz ötekini veriyorlar, ötekini de istemiyorsunuz ötekini veriyorlar. Konu artık bizim değil, konu artık arkadaşlarımızın yerine beyaz bir sayfa açılarak daha genç arkadaşların göreve gelmesi. Bana göre şu an için başka çaresi olmayan tek çözüm. O gün Fenerbahçe maçı 13’e 10 oynanmıştır. Beşiktaş 10, Fenerbahçe 13 kişi. On bir takım oyuncusu, 12 seyircisi ve 13 de hakem. Hatta Alper’i de koyarsak 14’e 10 oynadık. Alper’in sorunlarımızın içinde hiç bitmeyen hikayesi var. Bu arkadaş ile biz her yerde sorun yaşıyoruz. Sadece adını Alper diye koyduğumuz zaman olay çözüme kavuşmuyor. Olayı tümden çözeceğiz, başka çaresi yok. Eskiler gidecek ve bembeyaz bir sayfa açacağız, hakemleri konuşmaktan kurtulacağız.”
“Erden Timur ligi bitirtmeyiz dedi ceza vermediler, biz çatır çatır Disiplin Kurulu’na sevk ediliyoruz”
“Lale Orta, Umut Meler ile ilgili yaptığı araştırma sonucunda bu penaltı değildi diyebilecek kadar yürekli. Kendisini tebrik ettik. Ama biz tebrik ediyoruz. Galatasaray istifa diyor. Nasıl bir şeyse ben anlamıyorum yani. Neresine istifa diyorsunuz bilmiyorum. Herhalde onların da kendine göre haklı olduğu yerler vardır. Ama bize niye ceza veriyorlar, bilmiyorum. Adam çıktı, özür dilerim, Sayın Erden, sevgili kardeşim biz bu ligi bitirtmeyiz dedi. Ceza vermediler. Biz çatır çatır üçer gün arayla Disiplin Kurulu'na sevk ediliyoruz. Şimdi o zaman Erden o gün kalkıp da ligi bitirtmeyiz diyorsa, biz federasyona ne söylemeliyiz, bilemiyorum yani. Erden Timur yanlış yapıyor. Yani böyle bir şey olmaz. Şampiyon olursam konuşmayacağım, şampiyon olmazsam konuşacağım mı demek istiyorsun? Bağımsız kurullar var. Futbolla ilgili kararı başka mahkemelerde tartışamıyorsunuz. Tartışılacak yer Tahkim. Geldiğin ilk günden beri Beşiktaş'a elini masaya vuracaksın. Parmak sallayacaksın. Sevgili Erden Timur'un ifadelerine sessiz kalacaksın. Ondan sonra ben taraf olduğun hissi yaratıyorsun dediğimde de Disiplin Kurulu'na beni sevk edeceksin.
Toplantının özünde bazı şeyler tartışılacak. Ben şekil itibarıyla yapılan tartışmaların olduğu toplantılara girmeyeceğimi zaten beyan ettim. Şekil itibarıyla toplantı yapıyorlar. Zaten oradaydık, konuştuk. Ne zaman federasyon, toplantıları şekil itibarıyla yapmaktan vazgeçer, ondan sonra toplantılara gidebilirim.”
“Deprem sonrası herkes elinden geldiğince mücadele etti”
“Taraftarlarımızın depremzede çocuklar için sahaya attığı oyuncaklara duygusal anlamda sadece bizlerin değil tüm dünyanın yoğun duygu yaşadığı bir aksiyon oldu. Bunu düşüneni, gelip yapan taraftarı, Beşiktaş camiasını hem tebrik ediyorum hem de teşekkür ediyorum. Tüm duygularımızı birbirimize ve dünyaya iletmede araç oldu. Depremde herkes elinden geldiği kadar mücadele etti, katkı vermeye çalıştı. Ben hep üzerinde durdum, bu yardım kampanyaları yaşadığımız acının telafisi anlamında kısa kalacakmış gibi hissettim. İlgi azalmaya başladı. Buradan tekrar sesleniyorum. Biz Türk milleti olarak yardım kampanyalarımızı uzun bir zamana yaymak zorundayız, devam ettirmek zorundayız. Bu sebeple birçok maç düzenleyeceğiz. Belki yurt dışına giderek orada yapacağız. Uzun bir süre biz Beşiktaş olarak yardım kampanyalarını deprem bölgesine ara vermeden, oradaki insanların evlerine kavuşup rahatladıkları ana kadar devam ettireceğiz.
Atlético Madrid Avrupa’nın kıymetli takımlarından, yönetimine buradan teşekkür ediyorum. Karşılıksız hiçbir şey istemeden tamamen geliri yardım kampanyasına bağışlanmak üzere oynamayı kabul ederek buraya geliyorlar. Stat ve seyahat masraflarını üstlenen Doğuş firmasına da buradan teşekkür ediyorum.
Şimdi sıra bizim. Bizim Beşiktaşlılarımız da hatta bütün herkese açık, Fenerbahçeli, Galatasaraylı herkes stada gelip Beşiktaş- Atlético Madrid maçını seyrederlerse, bilet alırlarsa seviniriz. Bize destek olun, buradan gelecek her kuruşun depremzedelere gideceğini bilmenizi ve bunu da kamuoyuna bildirmenizi rica ediyorum. Atlético Madrid, Beşiktaş gibi 120 yıllık büyük bir kulüp. Bu sebeple çok ilginç bir karşılaşma olacaktır.”
